9.KIRMIZI DAMLALAR
Her insanın içinde bir pırıltı vardı.Bu pırıltılar çok parlaktı ve onu göstermek insana kalmıştı. Rika bunu Suda'yı ilk kez gülerken anlamıştı. Ama o günden sonra güldüğünü hiç görmemişti. Artık Suda'nın peşine düşmüştü. Onun nasıl biri olduğunu anlamak istiyordu. Sınıfta hep yerinde oturuyordu. Havanın güzel olduğu zamanlarda bahçeye inip tek başına otururdu. Okuldan çıktıktan sonra eve doğru yola koyulurdu. Eve varmadan önce cadde üzerindeki bir parka gider orda biraz otururdu. Bazen oturduğu yerde birşeyler çizerdi. Sonrada evine gider ve bir daha dışarı çıkmazdı.
Dahası Rika, Suda'yı izlerken gün boyunca zorunlu kalmadığı sürece nerdeyse hiç konuşmadığını görebiliyordu. Konuşmak insanın kendini ifade ediş biçimiydi. Ama Suda kadar az konuşan birini görmemişti."Acaba gün boyunca başka bişey yapmıyor mu?" diye geçirdi içinden.
Aslında Suda oturduğu yerde Rika'nın sandığından daha çok şey yapıyordu. En başta düşünüyordu. Çok yakında on altıncı yaşına gircekti. Yani yetişkin bir yıkım meleği olmanın ilk adımını atçaktı. Sonrasında ise çiziyordu. İnsanlara konuşarak ifade edemiyeceği şeyleri çizerek ifade etmeye çalışıyordu. Yinede anladıklarını sanmıyordu. Ayrıca Rika'nın onu izlediğinin farkındaydı. Ama o umrunda bile değildi. Ona göre arkasındaki boş bir gölgeydi.
Bugünde diğer günler gibiydi. Sıkıcı okul ortamından ve dırdırlardan sonra yine eve doğru yol almıştı.Rika yine onu izliyordu.Parkta yine her zamanki boş yerine oturmuştu. Hergün parka gelen kardeşler yine aynı yerlerindeydiler, oynuyorlardı. Suda parka her gün onları izlemeye gelirdi.Onları ilk gördüğünde yıkılmış kumdan kalelerini tamir ediyorlardı. Hallerinden eğlendikleri anlaşılıyordu. Suda birden arkasında bir çığlık duydu. "Bırak beniii..." Üç kişi Rika'nın etrafını sarmıştı. Birinin elinden kurtulmaya çalışıyordu. "Hadi ama direnme burda dikiliceğine gel bizimle eğlen." Ama hala direniyordu. "H-Hayır gelemem arkadaşımı bekliyorum." "Burda arkadaşını bekliyerek boş vakit harcıyorsun." Çocuğu bir şey durdurmuştu. herkez susmuştu. Suda
"Beklettiğim için özür dilerim Rika gidelim burdan hadi" diyerek Rika'yı kolundan tuttu. Deminki çocuk yine önlerini kesmişti. "Böyle kız başınıza nereye gidiyorsunuz? Sizi kaparlar böyle. Biz eşlik edelim." diyerek Suda'ya uzandı. Ama Suda ona dokunmasına izin vermeden bacak arasına tekmeyi basmıştı. Çocuk acıyla yerde kıvranırken, Rika'yı aralarından çekip koşmaya başlamışlardı. Arkadan seslerini duyuyordu. "Takeru, iyi misin?"
Rika artık yorulmuştu. Suda'yı durdurmak için kolundan çekmişti. Artık koşamıyordu. İkiside durmuş soluklanıyordu. Suda'nın da koşucak hali kalmamıştı. Derin derin nefes alıp veriyordu. Tam kendine gelmişken omuzuna bir el dokundu. "Yakaladım seni..." Bu deminki serseriydi. Diğerleride öteki taraftan geliyordu. Ama bu sefer altı kişi olmuşlardı. Onları iyice sıkıştırmışlardı. İki kişi Rika'nın kollarından yakalamıştı. Diğerleride Suda'yı tutmuştu. "Bu sefer yaramazlık yapmak yok." diyip arkadaşlarına işaret verdi. Suda ve Rika'yı zorla götürüyorlardı. Bütün çabaları boşaydı. Hala ilerliyorlardı. Suda'nın kolu ağrımaya başlamıştı. Çok sıkıydı.
Rika önde Suda ise arkada gidiyorlardı. Arkadan bir tıkırtı gelmişti. Serserilerden biri çığlık atmaya çalışıyordu ama nefesi yetmiyordu. Takeru arkasını döndüğünde iki kişi yerde yatıyordu. Bir diğeride duvara yapışmış boğazına yapışan elden kurtulmaya çalışıyordu. Bir yumruk savurmuştu ama işe yaramamıştı. Suda kolunu kıvırıp bu sefer onu duvara yüzüstü çevirmiş ve kafasını duvara çarpmıştı. Takeru arkadaşının kanlar içindeki suratıyla beraber yere yığılmakta olan bedenini dehşet içinde izliyordu. Diğer ikiside onu durdurmak için Rika'yı bırakıp Suda'ya saldırmaya başlamıştı. Rika ise ilk kez böyle bir sahneyle karşı karşıya kalıyordu. Korkudan donup kalmıştı. Suda serserileri tek tek yere yığıyordu. En sonuncusu arkadan saldırmaya çalışmıştı. Suda'yı gırtlağından yakalamıştı. Ama bu yeterli değildi. Kız elini ısırmıştı. Dişleri resmen derisini delip geçmişti. Akan kanını hissedebiliyordu. Acı içinde kızı bıraktı ve anında karnında bir yumruk hissetti. Gözleri iyice kararıyordu. Yere yapışan bedenini hissedebiliyordu. Ama kalkamıyordu. Suda, Takeru'ya dönmüştü. Takeru dehşet içindeydi. Karşısındaki kız bir kaç dakika içinde hepsini yere sermişti. En son ısırdığı serserinin kanı yüzüne bulaşmıştı. Ağzını koluna silmişti. Üstünde bir kaç kırmızı damla damlamıştı. Geriye bir tek serseri kalmıştı. Suda önündeki siyah gölgeye doğru yürüyordu. Gölge ise geri geri gidiyordu. Geriye dönüp kaçmaya çalışmıştı ama çok geçti. Boynunda ip gibi bir şey hisetmişti. Rika ise gravatı ile serserinin boynunu sarmış Suda'yı hala şaşkınlık içinde izliyordu. Suda, iyice doladığı gravatı ağzıyla tutup çocuğu ellerinden yakalamıştı. Bu seferde gravatıyla ellerini arkadan bağlamaya başlamıştı. Takeru korkudan bir tepki veremiyordu. Tüm eklemleri kasılmıştı sanki. Sırtında hissettiği acı bir tekmeyle yere yığıldı. Tekmeleri arka arkaya hissediyordu. Takeru son tekmede dayanamayıp tüm gücü ile bağırmıştı.En sonunda kesilmişti.Arkasını dönmeye çalıştı ama canı çok acıyordu.Sadece kafasını çevirebilmişti. O anda içindeki korkunun açıkça belli olduğu bir çift göz görmüştü.
Suda'nın gözleri kocaman açılmıştı ve dolmaya başlıyordu. Derin derin nefes alıp veriyordu. Kalbi sıkışıyordu. Etraftaki kırmızı damlalara bakarak "Bu-Bunu be-ben mi..?" Rika'yı kolundan tutup koşmaya başladı. Arkasındaki serserilerin iniltileri duyulabiliyordu. Kulağının içinde yankılanan bu sesten kurtulana kadar koştular. Durduklarında ise Rika, Suda'nın gözünden süzülen bir kaç damlayı görebiliyordu. Onu iyice süzmüştü. Üstündeki kan lekeleri gömleğine yayılmıştı. Tırnaklarının arasındada kan vardı. Muhtemelen serserilerden birinin yüzüne batırdığı sırada olmuştu.
"Şey... Ben..." Suda sımsıkı sıktığı elleriyle yürümeye başlamıştı. Rika önüne geçip onu durdurmuştu. Omuzlarından tutup "Suda iyimisin?" diye sordu. Yüzüyle karşı karşıya geldiğinde ise onun ağlamaya hazır olduğunu görebiliyordu. Ama Suda kendini tutmaya çalışıyordu. Gözleri doldukça ellerini daha da sıkıyordu. Rika'nın ellerini omuzlarından ittikten sonra "İyiyim" dedi. Yeniden yürümeye başlamıştı. "Ve artık beni izlemeyi kes!" deyip yoluna devam etmişti. Rika şaşırmıştı. "Ne yani bunca zamandır izlediğimi biliyor muydu?" Demin yaşadıkları gözünün önüne yeniden gelmişti. Suda hepsinin kanını akıtırken çok korkunçtu. Gözlerindeki umursamazlık o kanın akışını zevkle izlemesine izin veriyordu sanki. Ama sonra ne olmuştuda durmuştu? İçindeki ses "Bu sorunun cevabını bilmesekte olur" diyordu. Rika bu sefer bu sesi dinlemeye karar vermişti.(9.BÖLÜM SONU)
_________________
