Naruto Fan TR


 
AnasayfaAnasayfa  PortalliPortalli  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 İmkansıza doğru yolculuk

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
kakarotto

avatar

Erkek Mesaj Sayısı : 228
Yaş : 27
Geldiği mekan : Planet Vegeta
Meslek : Saiyajin Warrior
Hobileri : Savaşmak
Kayıt tarihi : 17/06/08

MesajKonu: İmkansıza doğru yolculuk   Perş. Tem. 03, 2008 8:16 pm

Bir hikayede ben yazayım dedim.Hikayem tamamen türk işi olup, türk karakterler ve türkiyede geçmektedir.Beğeneceğinizi umaraktan konuya giriş yapıyorum. Arif, ailesi küçükken öldüğü için büyük annesinin yanında
yaşayan 8 yaşında bir çocuktur. Bu hikaye Arif’in büyük annesinin hastalanması üzerine onu kurtarmak için, yıllardır büyük annesinin ona anlattığı hikayeye uyarak yaptığı komik ve macera dolu yolculuğunu konu alıyor. Arif bu yolculukta edineceği arkadaşları ile birlikte büyük annesini kurtarabilmek için, onun için imkansız olan yolculuğa çıkacaktır.

Bölüm : 1 Göz yaşlarının içindeki cesaret


Arif salonda atarisi ile oynarken, içeride bulaşıkları yıkamakta
olan büyük annesine seslenir;
- Büyük anneeee
- Efendim
- Bişey sorucam
- Sor bakalım
- Hani büyük babam vurulduğunda onu iyileştiren adam vardı ya
- Eee ne olmuş peki?
- Nasıl iyleştirdi büyük babamı?
- Tabiî ki sihirli güçleri sayesinde
- Gerçekten mi?
- (hafif bir gülümseme ile) Evet. O istediği her şeyi yapabilir.
- Peki ondan büyük babam gibi olmayı istesem, beni o kadar güçlü ve cesur yapabilir mi?
Arif bu sorusunun cevabını alamaz
ve aynı soruyu tekrar sorar. Bu arada içeriden bir tabağın kırılma sesi salonda yankılanır ...
- Büyük anne, büyük anne niye ses vermiyorsun?
Arif’in içine iyiden iyiye bir korku hükmetmişti. Acele ile mutfağa doğru koşuşturdu. Oraya vardığında gözlerine inanamıyordu. Çünkü büyük annesi yere yığılmıştı. Göz yaşlarını tutamayan Arif, ağlamaklı bir ses ile büyük annesini uyandırmaya çalışıyordu.Büyük annesinin hareket etmediğini fark etti. Hemen telefona yapıştığı gibi hastaneyi arayarak durumu bildirdi. Doktorlar büyük annesini ameliyathaneye sokarken, o bir köşede yaşlı gözleriyle bakakalmıştı.



Aradan bir saat geçmişti.Arif’in içindeki korku ile karışık merak hissi, onu derin düşüncelere itmişti. Büyük annesini ya kaybederse ne yapacaktı tek başına. Zaten ailesinden geriye bir tek o kalmıştı. Onu da kaybetmek korkusu Arif’i mahvetmişti.
Bu arada ameliyathanenin kapısı açıldı. İçeriden bir hemşire çıkıverdi.Arif ağlamaklı gözlerle hemşireye doğru koştu;
- Ablacım ne olur bana söyle büyük annem nasıl?
- Büyük annen kalp krizi geçirdi küçük adam . İnan bu ona çok ağır geldi.
- Peki büyük annem iyileşebilecek mi, eskisi gibi onunla konuşabilecek miyim?
- Ona zaman vermelisin. Umarım yakında iyileşir diyerek çocuğun yanından ayrıldı. Daha sonra güvenlik görevlisi Arif’i oradan alıp evine bıraktı. O saatten sonra Arif bir köşeye çekilerek sürekli ağlıyordu. Bir ara gözü , duvarda asılı duran büyük babasının resmine ilişti.



O resme bakarken içinde inanılmaz bir cesaret hissetmişti. Bir an büyük annesinin ona anlattığı sihirli adamı bulma fikri geldi aklına. Ama onun hakkında bildiği tek şey, o adamın Kaçkar dağlarında yaşadığı idi. Kaçkarlarında Rize’de olduğunu biliyordu.Rize nere, Adapazarı nere !? Biraz düşününce buna değeceğini anladı. Evet evet ! eğer onu bulabilirse büyük babasını iyileştirdiği gibi pekala büyük annesini de iyileştirebilirdi. Eli kolu başlı oturmaktansa, bu fikir ona daha cazip gelmişti. Okul çantasından kitaplarını çıkararak, içine birkaç parça eşya, zulasında sakladığı 2 paket mısır cipsini,diş fırçasını ve yarım ekmek arası kaşar peyniri de çantaya yerleştirerek yeni doğmakta olan güneş ile birlikte yeni maceralara doğru yürümeye başladı …

hikaye hakkında yorumlarınızı bekliyorum


En son kakarotto tarafından C.tesi Tem. 05, 2008 6:47 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://dragonballfantr.yetkinforum.com/portal.htm
noraktar

avatar

Erkek Mesaj Sayısı : 212
Yaş : 26
Geldiği mekan : Valinor
Meslek : öğrenci
Hobileri : World of Warcraft
Kayıt tarihi : 02/06/08

MesajKonu: Geri: İmkansıza doğru yolculuk   Perş. Tem. 03, 2008 10:37 pm

Resimli fanfiction Laughing Devrim yaratmışsın.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
kakarotto

avatar

Erkek Mesaj Sayısı : 228
Yaş : 27
Geldiği mekan : Planet Vegeta
Meslek : Saiyajin Warrior
Hobileri : Savaşmak
Kayıt tarihi : 17/06/08

MesajKonu: Geri: İmkansıza doğru yolculuk   Cuma Tem. 04, 2008 10:35 am

ikinci bölüm bu gün hazır olur.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://dragonballfantr.yetkinforum.com/portal.htm
MondeM

avatar

Kadın Mesaj Sayısı : 167
Yaş : 23
Geldiği mekan : İst.
Meslek : Öğr.
Hobileri : Net,Kitap vs..
Kayıt tarihi : 02/01/08

MesajKonu: Geri: İmkansıza doğru yolculuk   Cuma Tem. 04, 2008 12:01 pm

hehe aradaki resimler güzel olmuş...(=
Bayağı bi akıcı 3-4 dakka da bitti..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
kakarotto

avatar

Erkek Mesaj Sayısı : 228
Yaş : 27
Geldiği mekan : Planet Vegeta
Meslek : Saiyajin Warrior
Hobileri : Savaşmak
Kayıt tarihi : 17/06/08

MesajKonu: Geri: İmkansıza doğru yolculuk   Cuma Tem. 04, 2008 2:58 pm

Bölüm 2 : Yolculukta yalnız değiliz

Yola çıkalı belki de altı saat kadar oluyordu. Güneş tepeden gülümsercesine ışık yayıyordu. Arif bir dere kenarına gelmişti. Biraz dinlenmeliydi. Hem havada çok sıcaktı. Çantasından küçük oltasını çıkarıp dereye doğru salladı. Hemen yanında bir çocuk daha vardı balık tutmaya çalışan.Aşağı yukarı kendi yaşlarında idi. Gerçekten çok kızgın duruyordu. Belli ki uzun zamandır balık tutmak için uğraşıyordu.



Arif , onun bu haline hafifçe gülerek ona bir soru sordu;
- Merhaba
- Ne var?
- Daha hiç balık tutamadın mı?
- ( kızgınca )Bundan sana ne?
- Hiç sadece sordum da…
- Git başımdan be uğraşamam seninle
- Bak ne diyecem . İstersen seninle yarışalım . İlk balığı tutan kazanır. Tabi korkmuyorsan
- Bana mı dedin korkmuyorsan diye? Bana he?. Hey gidi hey. Sen beni tanımıyorsun bile. Bu civarda bulup bulabileceğin en kaliteli serseriyim. Korkmak benim kitabımda yazmaz. Ayrıca balık tutmakta üstüme yoktur. Senin gibi birini yenmek benim için çocuk oyuncağıdır.
- Tamam o zaman başlayalım.
Ve ikili sıkı bir rekabete girer. Arif belki de yarışmanın heyecanından olsa gerek , içindeki üzüntüyü bir an unutur gibi oldu. İkisi de heyecanla ilk tutulacak olan balığı gözlemekteydi.
- Senin adın ne ?
- Rıfat seninki ne ?
- Arif. Tanıştığımıza memnun oldum
- He he bende ondan…Bu sıcakta o sırtındaki çantayla ne
yapıyorsun öyle?
- Uzun bir yolculuğa çıktım da. Gerekli eşyalarım bunun içinde.
- Ne yolculuğu yahu otursana evinde zorun ne ? Hadi benim gibi evsiz olsan neyse…
- Evin yok mu senin ?
- Aslında var ama …
- Eeeeee
- Anla işte evden kaçtım.
- Neeeee ne yaptın ? Niçin kaçtın evden?
- Ben bizimkilere ‘' beni uzak doğu savunma sporlarına yollayın böylece çok güçlü olabilirim’’ dedim
- ?
- Anla işte canım. Aikido, karate, judo-tekvando , ninjitsu ,genjitsu ve bunlar gibi Japon mapon şeylere işte.
- Heeeee.Şimdi anladım. Daha sonra ne oldu peki ?
- Ney miş efendim? Yok önce okulu bitirmeliymişim. Peeeh okula gitmeyi kim sever ki ?
- Anlıyorum
- Senin ne işin var yolculukla ?
- Büyük annemi iyileştirmek için sihirli ihtiyara gidiyorum.
- Ne sihirli ihtiyar mı ? Pu ha ha ha haaaaa . sihirli ihtiyar diye bir şey mi var. Seni kandırmışlar oğlum
- Ben yalan söylemiyorum. O sihirli güçleri sayesinde her şeyi yapabilir. Hatta isterse seni bile dünyanın en güçlü adamı yapabilir.

Bu sözleri duyan Rıfat, az önce gülmekten yerlere yatarken ,
birden ciddileşti ve yüzünde bir merak ifadesi oluştu.

- Ciddi misin ? gerçekten yapabilir mi ki?
- Ben bunca yolu boşuna mı teptim sence ? Tabi ki yapabilir. Büyük babam beş kere kurşun yemiş ve her seferinde de , büyük babamı o kurtarmış. Büyük babam onun sayesinde bir kahraman olmuş.

Rıfat balık tutma yarışını bırakmış, Arif’in anlattıklarını
büyük bir hevesle dinliyordu. Bir an gözleri parlar gibi oldu. Bu sihirli
ihtiyar hikayesine gerçekten inanmaya başlıyordu. Dünyanın en güçlü dövüşçüsü olma fikri Rıfat’ın çok hoşuna gitmişti. Arif’in sözleri biter bitmez onun koluna yapıştı;

- Hadi kalk gidiyoz
- Ne oldu ? nereye gidiyoruz ?
- Nereye olacak tabii ki anlattığı şu sihirli ihtiyara .Bu şansı kaçıramam. Bende ondan bir dilek dileyeceğim . Hem bilirsin ben buraların bir numaralı serserisiyim. Çok iyi kavga ederim. Böylece yolculukta seni korurum

Bu fikir Arif’e yolculuk için iyice cesaret vermişti. Hem artık yolculuk sırasında yalnız kalmayacaktı.

- Tamam olur. Ama oraya vardığımızda önce ben dilek dilerim. Tamam mı?
- Tamam tamam be öfff
- Peki ya balık yarışı ne olacak
- Boş ver şimdi balıkları . Bir an önce şu sihirli ihtiyarı bulalım.

Böylece yeni dost olan Arif ve Rıfat kol kola girerek gün batımına doğru yola çıktılar.


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://dragonballfantr.yetkinforum.com/portal.htm
Misafir
Misafir
avatar


MesajKonu: Geri: İmkansıza doğru yolculuk   Cuma Tem. 04, 2008 9:12 pm

Türkiyede geçn bi hikayede 911 in ne işi var ?? looool
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
kakarotto

avatar

Erkek Mesaj Sayısı : 228
Yaş : 27
Geldiği mekan : Planet Vegeta
Meslek : Saiyajin Warrior
Hobileri : Savaşmak
Kayıt tarihi : 17/06/08

MesajKonu: Geri: İmkansıza doğru yolculuk   C.tesi Tem. 05, 2008 10:16 am

olsun hikaye sonucta değil mi ?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://dragonballfantr.yetkinforum.com/portal.htm
Misafir
Misafir
avatar


MesajKonu: Geri: İmkansıza doğru yolculuk   C.tesi Tem. 05, 2008 3:05 pm

Doğru hikaye ama Türkiyede 911 i ararsan meşgul sesiyle karşılaşırsın. Bence 112 yapki başkası da eleştiride bulunmasın...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
kakarotto

avatar

Erkek Mesaj Sayısı : 228
Yaş : 27
Geldiği mekan : Planet Vegeta
Meslek : Saiyajin Warrior
Hobileri : Savaşmak
Kayıt tarihi : 17/06/08

MesajKonu: Geri: İmkansıza doğru yolculuk   Perş. Tem. 10, 2008 11:57 am

Bölüm 3 - İmkansıza Uyanış

Aradan iki saat geçmişti. Hava kapanmaya başlıyordu. Güneş
Bulutların arasından kaybolur gibi oluyordu. Arif ve Rıfat’ın bayağı yürüdüğü
anlaşılıyordu. Sonunda ikisi de yorgunluktan yere çömeldiler. Rıfat şimdiden şikayet etmeye başlamıştı.

- Yeter yahu bacaklarım koptu, Hala gelmedik mi?
- Bilmem ki birine sorsak iyi olur…

Arif uzaklardan görünen tabelayı henüz ki okuyabiliyordu. Birden yüz ifadesi
değişiverdi. Yüzündeki gülümseme sanki umutsuzluğa dönüşür gibi oldu




Tabeladan anladığına göre daha yolun onda birini bile geçememişlerdi. Bu görüntü onun moralini bozmuştu. Bir an büyük annesi aklına geldi. Daha geç olmadan bir an önce oraya varmalıydı. Oturmaktan sıkılan Rıfat, Arif’e sordu;

- Ne yazıyor tabelada daha ne kadar yolumuz var ?

Arif ’de bu durumdan Rıfat’ında umudunun kırılmaması için şöyle dedi.

- (hızlıca) Durum umut verici dostum. Yolun azı gitti,çoğu kaldı.
- Bak ne iyi işe. Demek pek bişe kalmamış.

İkili bu konuda konuşurken önlerinde upuzun üç tane gölge belirdi. Arkalarına baktılar. Orada oldukça kızgın görünen on beş – on altı yaşlarında, üç kişi vardı. Aralarından uzun boylu olan;

- Salih gel bakalım. Seni döven bunlardan hangisiydi ?
- ( Rıfat hemen öne atılarak ) Ben dövdüm ulan ne olucakmış?

Demesi ile birlikte şişman olanı Rıfat’ın karnına yumruğugeçirdi. Ve Rıfat orda yerle bir oldu. Çektiği acı yüzünden karnını tutarak yere çömeldi. Diğerleri Rıfat’ın üzerine yürürken Arif Rıfat’ın önüne geçerek , ‘’Arkadaşıma zarar vermenize izin vermem.’’ dedi.

Uzun boylu olan , o anda Arif’in boğazını sıkarak onu tek eliyle havaya kaldırdı. ‘’ peki şimdi arkadaşını nasıl koruyacaksın? ’’ diyerek gülmeye başladı. Bir süre o halde duruyorlardı. Artık nefes alamadığı için Arif, bilincini yavaş yavaş kaybetmeye başlıyordu. Gözleri kapanmaya başladı. Tam o anda kulaklarında bir ses yankılandı ‘’ besmele ile uyannnn …’’

Bu ses ile birlikte tam kalbinde anormal derecede ısı hissetmeye başladı. Öyle ki bu sıcaklık kalbini ve ciğerlerini yakmaya başlıyordu. Sanki cehennem ateşi kalbinde yanıyordu. Daha sonra bu acının verdiği kızgınlık ile gözlerini açtı. Etraf bir anda ölümcül bir sessizliğe büründü. Rıfat dahil herkes büyük bir hayret ile ona bakıyordu.Çünkü daha önce acı ifade eden siyah gözleri, şimdi
bir katilin bakışlarına sahip, parlak mavi renge dönüşmüştü.




Devamında teninin rengi kızıla çalmaya başladı ve vücudunun tüm damarları şişmeye başladı. Tüm bunlar olurken Arif sadece kızgın bakışları ile karşısındakine bakıyor. Bir hamle yaparak boğazını sıkan eli kavradı ve
bileğini sıkmaya başladı. Sıktığı yerden resmen dumanlar çıkıyordu. Çünkü
sıktığı yeri yakmaya başlıyordu. Uzun boylu çocuk bileğinin yanmasından duyduğu korku ve acı ile ‘’aaahhhh’’ diye bağırmaya başladı. Ve mecburen bırakmak zorunda kaldı. O geri çekilince şişman olanı yerden aldığı taşı olabildiğince hızla Arif’e attı. Anında taşı yakalayan Arif , adeta bir terminatör edasıyla, ağır adımlarla onlara ilerliyordu. Bu arada avucunda olan taştan da dumanlar çıkıyordu ve birkaç saniye sonra taş parçalandı. Bu korku o üçlüye yetmişti bile. Hemen tabanları yağlayıp kaçmaya başladılar. Arif ise arkalarından sadece ağır adımlara ilerliyordu. Birden inanılmaz bir başağrısı hissetti ve bir anda her taraf karardı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://dragonballfantr.yetkinforum.com/portal.htm
Sponsored content




MesajKonu: Geri: İmkansıza doğru yolculuk   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
İmkansıza doğru yolculuk
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Naruto Fan TR :: Diğer :: Fanfiction-Cosplay-
Buraya geçin: