Naruto Fan TR


 
AnasayfaAnasayfa  PortalliPortalli  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Umutsuzluk ve Yıkımın Ardından (NaruHina) devam

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Sayfaya git : 1, 2, 3, 4  Sonraki
YazarMesaj
Sayuri

avatar

Kadın Mesaj Sayısı : 140
Yaş : 27
Geldiği mekan : Dünya
Meslek : Yazar insan
Hobileri : Yazarlık, kitap, müzik, anime, yemek pişirmek...
Kayıt tarihi : 29/12/07

MesajKonu: Umutsuzluk ve Yıkımın Ardından (NaruHina) devam   Çarş. Tem. 09, 2008 9:25 pm

Evet sonunda yeniden Hikayeyi yayınlamaya devam ediyorum. En son 3. Bölümde Naruto Pein'le bir boyutta sıkışmış haldeydi. Teke tek dövüşürken kaybetmeye başlayınca Kyuubi kendini kurtarabilmek için Naruto'ya yardım teklif etmiş ve karşılığında da özgürlüğünü istemişti. Naruto da kendi hayatını ortaya atarak anlaşma şartlarını değiştirmiş ve Kyuubi'yi kendisine yardım etmeye zorlamıştı. Sonuç olarak Pain ile dövüşünde işler iyice kötüye gidince ve Naruto 4 kuyruklu Kyuubi formuna dönüşerek kaba tabirle zıvanadan çıkmıştı.

Evet işte huzurlarınızda 4. bölüm

Bölüm 4: Yağmur Damlaları

“Peki ya sonra?” Sakura Naruto’nun hikâyesini neredeyse soluk almadan dinlemişti. “Neler oldu? Pain’i yenebildin mi?”
“Bilmiyorum...” diye yanıtladı genç ninja .”Hafızam çok... Bulanık. Son hatırladığım anla gözlerimi yeniden açışım arasında çok büyük boşluklar var... Ama bir şeyden eminim ki o da artık ne Pain ne de Kyuubi hakkında endişelenmemiz gerekmediği...” Dalgın gözlerle pencereden dışarı baktı. Saat sabahın altısı olmuştu ve dışarıda harika bir gün başlıyordu.
“Nasıl?”
“Bu da başka bir uzun hikâye... Daha sonra Tsunade-hime’ye anlatmam gereken uzun ve karmaşık bir hikâye. Sanırım o bütün bunların ne anlama geldiğini çözebilir.” Derin bir iç çekerek devam etti. “Bilincim yerine geldiğinde Iwagakure’nin kuzeydoğu sınırında bir yerdeydim. Ağır yaralıydım, üstüm başım kan içindeydi ve çok bitkin hissediyordum. Bir sığınak bulup geceyi orda geçirdim. Ertesi gün kendimi biraz topladığımda yakınlardaki bir kasabaya gittim. Savaşın üstünden iki yıl geçmişti ve herkes Jinchuuriki Uzumaki Naruto’yu ölmüş sanıyordu...” Boşalmış bardağını masaya bıraktı. “... Kimliğimi gizleyerek uzun bir süre boyunca orada saklandım. Elime geçen ilk fırsatta da Konoha’ya doğru yola çıktım.” Elinde olmadan alın bandına dokundu. Saklanması gerektiğine karar verdiğinde onu takmayı bırakmıştı. Ama yine de onu asla yanından ayırmamıştı. Sonuçta o halen bir Konoha ninjasıydı ve onsuz kendini yarım hissediyordu.
“Evet...” dedi geçmişi dibe gömerek. “Ben hikâyemi bitirdim. Şimdi sıra sende. Ben yokken neler oldu?”
Pain’le ikinizin yok oluşundan sonra Akatsuki üyeleri bozguna uğrayarak kendi canlarını kurtarmaya çalıştılar. Kaçanların peşlerine düştük ve birkaçını canlı ele geçirmeyi başardık. Bazıları bizi atlatmayı başarıp kayıplara karıştı. Kalanı da takip sırasında öldü. Yakalayabildiklerimizden epey bilgi elde etmeyi başardık Akatsuki’ye ait tüm sığınakları en ufak fare deliğine kadar araştırdık fakat tüm deliller önceden ya taşınmış ya da yok edilmişti. Biz de saklanabilecekleri tüm sığınakları yok ettik.
“Savaş Konohagakure’yi fena vurmuştu. Maddi ve manevi kayıplar oldukça büyük olmasına rağmen köy 7–8 ay içinde kendini toplamayı başardı. Her şey görünürde eskisi gibiydi fakat herkes artık hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağını biliyordu.” Naruto Sakura’nın ne demek istediğini anlıyordu. Savaşta binlerce Shinobi can vermiş; binlerce insan annesini, babasını, kardeşini, eşini, çocuğunu kaybetmişti. Üstelik sadece bir grup güç saplantılı katilin yoluna çıktıkları için... Naruto eğitmeni Jiraiya-sensei’yi düşündü. “Peki ya diğerleri?” diye sordu. “Kakashi-sensei, Kaptan Yamato...”
“Durumları iyi.” diye yanıtladı Sakura gülümseyerek. “Her ikisi de savaştan yara almadan kurtuldular... Shikamaru taktik geliştirme becerisi sayesinde savaşı lehimize çevirmeyi başardı. Yaralarının çoğunu iyileştirmeyi başardık fakat yüzündeki bir ikisi geride iz bıraktı. Şu anki haliyle takım arkadaşları ve birkaç kişi haricinde hemen hemen herkes onu babası Shikaku-sama’yla karıştırıyor.
“Ino akıl transfer jutsusu sayesinde casusluk yaparak epey bilgi topladı. Karnından ciddi bir şekilde yaralandıktan sonra görevinden alındı fakat iyileştikten sonra da medikal-nin olarak oldukça faydalı oldu.
“Chouji tam 25 kunainin hedefi oldu fakat hiçbirinin giysisini ve vücudundaki yağ tabakasını geçemediği anlaşıldı. Hastane yemekleri ona yetmemeye başladığında onu taburcu etmek zorunda kaldık.” Naruto ve Sakura bir süre birbirlerine bakarak güldüler. Sakura anlatmaya devam etti:
“Rock Lee dövüşürken sol koluyla bacağını tekrar kırdı. Herkes onun ninja hayatının sona erdiğini düşünüyordu fakat o ölümü göze alarak Tsunade-sama’nın uyguladığı volkanik kaynak tedavisi sayesinde iyileşti. Kemikleri eskisinden de iyi görünüyor.
“Neji takip ekibinin liderlerinden biriydi. Kovalamaca sırasında Akatsuki elemanlarından biri onu öldürmeye çalıştı fakat son anda Tenten önüne geçerek Neji’yi ölümden kurtardı. Tenten’in durumu ciddiydi, 3 ay boyunca hastanede kaldı. Şu an iyi durumda.”
Naruto “Peki ya Hinata-chan nasıl?” diye sordu. Konoha’dan ayrı kaldığı zamanlarda ona verdiği söz, tek yaşama sebebi olmuştu. Ona minnettardı. Güçlü bir Konoha ninjası olarak geri dönebilmesinde onun da payı vardı.
Bir şeylerin ters gittiğini anlaması uzun sürmedi. Sakura’nın yüzü hüzünle solmuştu. Başını sessizce öne eğdi. Naruto’nun kasları tanıdık bir önseziyle gerildi. “Ona ne oldu?”
Sakura gözlerini ondan kasıtlı bir şekilde kaçırıyordu. “Hinata...” diye söze başladı fakat gerisini getiremedi. “Ona ne oldu?” diye sorusu tekrarladı Naruto “Hinata’ya ne oldu?”
Sakura’nın garip sessizliği gittikçe uzayarak sinir bozucu bir hal almaya başlarken Naruto’nun sinir katsayısı da giderek artıyordu. Sakura yutkunarak tekrar denedi. “Hinata... O...”
Naruto sonunda dayanamayarak masadan fırladı ve takım arkadaşını boğazından kavrayarak havaya kaldırdı ve kendine bakmaya zorladı. Sakura ona baktığında korkunç bir manzarayla karşı karşıya kaldı: Naruto Kyuubi onu ele geçirmeye başladığında olduğu gibi değişim geçirmişti. Kızıl gözleri öfkeyle yanıyordu, yüzü vahşi bir ifade almıştı. Buna rağmen dudaklarından çıkan üç sözcük oldukça netti: “Hinata’ya... Ne... Oldu?”
Sakura çırpınarak zorlukla “Bil... Bilmiyoruz.” diye yanıtladı. “Her şey savaştansonra başlamış, ne olduğunu biz de anlayamıyoruz… Naruto lütfen bırak beni, canımı yakıyorsun!” Naruto ne yaptığının farkına vararak onu serbest bıraktı. “Bana neler olduğunu anlat.”
Sakura boynunu ovalayarak bir sandalyeye çöktü ve anlatmaya başladı. “Anlayabildiğimiz kadarıyla her şey savaştan sonra başlamış... Hanabi-chan ablasının çok çabuk yorulduğunu, zaman zaman bitkin düştüğünü söyledi. Sorun chakra sistemindeki zayıflamadan kaynaklanıyor. Çözemediğimiz bir nedenden dolayı chakrası günden güne azalıyor. Araştırma için hastanede kalmasını istedik fakat reddetti. Şubat’ın başlarına doğru hastaneye getirildi. Neji onu sokakta baygın halde soğuktan donmak üzereyken bulmuş. Chakra seviyesinin düşüşünü durduramıyoruz. Eğer böyle ilerlemeye devam ederse çok geçmeden...” Cümlenin sonunu getiremedi.
Naruto “Lanet olsun!” diye küfretti. Ne yaparsa yapsın üzerine soğuk bir kucaklama gibi yapışan kaderinin önüne geçemiyordu. Korumaya çalıştığı herkes ya ölüyor ya da zarar görüyor, sahip olduğu her şey ellerlinden kayıp gidiyordu... Tıpkı avucunda tutmaya çalıştığı yağmur damlaları gibi...
Hayır, buna izin veremezdi, vermeyecekti. “Beni onun yanına götür.” dedi. Sesi kararlıydı.
Sakura ayağa fırlayarak “Sen delirdin mi?” diye sordu. “Bırak geri döndüğünü, daha kimse yaşadığını bile bilmiyor. Elini kolunu sallaya sallaya ortalıkta dolaşabileceğini mi sanıyorsun?”
Naruto “Beni bir şekilde onun yanına sokmak zorundasın.” dedi. “Onu iyileştirebilecek tek kişi ben olabilirim.” Onu görmeliydi. Onu kurtarması gerekiyordu ve anladığı kadarıyla fazla zamanı kalmamıştı.
“Ama...”
“Endişelenme...” diye dalga geçti genç ninja. “Üç yıl boyunca herkesten saklanmak zorunda kaldım. Artık bu konuda ustalaştım diyebilirim.”
“Tamam.” Sakura sonunda pes etmişti. “Beni bekle. Gerekli bir iki şey alacağım, fazla sürmez.

Islak Konohagakure sokaklarında ilerlerken Sakura usulca “Buraya gelirken kimse seni fark etti mi?” diye mırıldandı.
“Hayır” Naruto siyah seyahat pelerinini üzerine atmış başlığını da gözlerine kadar çekmişti. Sakura’nın yanında tuhaf görünüyordu. Öylesine boy atmıştı ki attığı her çabuk adım için Sakura yanında koşturmak zorunda kalıyordu. “Geldiğimde sabahın erken saatleriydi ve kimse ortalıkta yoktu. Nasıl karşılanacağımı bilemediğim için doğruca sana geldim.”
Sakura ters ters “Güvenine çok teşekkürler.” diye homurdandı. “Neyse, yaklaşıyoruz. Seni arka girişlerden birinden sokacağım. Bulaşıcı olabilecek bir hastalık hikâyesi herkesi senden uzak tutacaktır. Mümkün oldukça konuşmamaya çalış.
“Tamam.” Hinata’yı yeniden görebilmeyi sabırsızlıkla bekliyordu. Neden bilmiyordu, fakat aradığı pek çok cevabın onda olduğunu hissediyordu.


En son Sayuri tarafından C.tesi Ağus. 09, 2008 4:06 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
kakarotto

avatar

Erkek Mesaj Sayısı : 228
Yaş : 27
Geldiği mekan : Planet Vegeta
Meslek : Saiyajin Warrior
Hobileri : Savaşmak
Kayıt tarihi : 17/06/08

MesajKonu: Geri: Umutsuzluk ve Yıkımın Ardından (NaruHina) devam   Çarş. Tem. 09, 2008 9:33 pm

Nediyim hikayen herzaman ki gibi mükemmel. Devamını bekliyor olacağım.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://dragonballfantr.yetkinforum.com/portal.htm
Misafir
Misafir
avatar


MesajKonu: Geri: Umutsuzluk ve Yıkımın Ardından (NaruHina) devam   Perş. Tem. 10, 2008 12:49 am

Yeniden yazmaya başlamış olmanın, bana verdiği rahatlıkla diyebilirim ki; yine kendini aşmışsın... Her hikaye yazışında daha da iyi oluyosun bence. Ozaman neymiş? Yazmaya devam cheers
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
noraktar

avatar

Erkek Mesaj Sayısı : 212
Yaş : 26
Geldiği mekan : Valinor
Meslek : öğrenci
Hobileri : World of Warcraft
Kayıt tarihi : 02/06/08

MesajKonu: Geri: Umutsuzluk ve Yıkımın Ardından (NaruHina) devam   Perş. Tem. 10, 2008 12:58 am

Hikaye gerçekten çok güzel.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Namikaze Minato

avatar

Erkek Mesaj Sayısı : 1489
Yaş : 26
Geldiği mekan : Demonic World
Meslek : Dark Slayer
Hobileri : Futbol , anime , manga
Kayıt tarihi : 16/11/07

MesajKonu: Geri: Umutsuzluk ve Yıkımın Ardından (NaruHina) devam   Perş. Tem. 10, 2008 2:28 am

kratosa katılıyorum bence de yazmaya devam et güzel gidiyo heheh
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Coffin

avatar

Erkek Mesaj Sayısı : 196
Yaş : 24
Geldiği mekan : esk
Meslek : Öğrenci
Hobileri : Judo,ninjutsu,manga çizim,gitar
Kayıt tarihi : 22/06/08

MesajKonu: Geri: Umutsuzluk ve Yıkımın Ardından (NaruHina) devam   Perş. Tem. 10, 2008 11:32 am

hey yavrum be döktürmüşşün yine
seni masashi kishimatonun veliahtı ilan ediyorum
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.naruto-fc-tr.bforum.com
kazekage
Banned


Erkek Mesaj Sayısı : 467
Yaş : 31
Geldiği mekan : x_Z
Meslek : z_X
Hobileri : x_X
Kayıt tarihi : 26/03/08

MesajKonu: Geri: Umutsuzluk ve Yıkımın Ardından (NaruHina) devam   Perş. Tem. 10, 2008 11:43 am

z_X usluba bak


Sayuri yine güzel bi yazı 5. Bölümü bekliyorum Hinatayı böhüüü

avatarındaki Shinigamide çok güzel
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Misafir
Misafir
avatar


MesajKonu: Geri: Umutsuzluk ve Yıkımın Ardından (NaruHina) devam   Perş. Tem. 10, 2008 1:17 pm

Coffin demiş ki:
hey yavrum be döktürmüşşün yine
seni masashi kishimatonun veliahtı ilan ediyorum
sdfljksdhfsjdfdfov offtopic
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sayuri

avatar

Kadın Mesaj Sayısı : 140
Yaş : 27
Geldiği mekan : Dünya
Meslek : Yazar insan
Hobileri : Yazarlık, kitap, müzik, anime, yemek pişirmek...
Kayıt tarihi : 29/12/07

MesajKonu: Geri: Umutsuzluk ve Yıkımın Ardından (NaruHina) devam   Cuma Tem. 11, 2008 12:24 am

İlginize çok teşekkürler Beğenmenize inanın çok sevindim. Hafta sonuna kadar burada olamayabileceğim için iki bölüm birden yayınlamyay karar verdim. Umarım sizi ben yokken idare eder lol! Yavaş yavaş okumaya çalışın looool

Not: MondeM sabırsızlıkla beklediğin bölümü nihayet yayınlıyorum 5. bölümün büyük bir kısmı Hinata'ya ait.
İyi eğlenceler.

Bölüm 5: Asla Pes Etme

Kar yağıyordu. Fakat sert ve dondurucu bir fırtına halinde değil; tam tersine usulca, sanki birilerini rahatsız etmekten korkarcasına, hatta garip bir hüzünle tül parçaları gibi yere iniyordu kar taneleri... Konoha’da kışlar çok sert geçmezdi. Ama daha önce köye hiç bu kadar çok kar yağmamıştı.
Herkesin sıcak evinde oturduğu bir akşamüstü ıssız sokaklarda ilerleyen biri dikkat çekiyordu. Güzel bir genç kız sıkı sıkıya sarındığı paltosu ve şalıyla zorlanarak, usul usul ilerlemeye çalışıyor; bembeyaz kar taneleri uzun siyah saçlarına düşüyordu. Genç kız bomboş sokağın ortasında durarak gümüşi gri gözleriyle etrafına bakındı. Usulca esen dondurucu rüzgârla titreyerek ürperdi ve şalına daha sıkı sarındı.
Hinata yorgunluktan ölmek üzereydi. Nefes almakta zorlanıyor ve başı dönüyordu. Kendini Hyuuga konağından içeri atabilirse ona biraz direnç kazandırabilecek, bitkilerden bir karışım hazırlayabilir ve biraz olsun dinlenebilirdi. Ama o kadar çok bitkindi ki gözünün önünü bile seçemiyordu. Zorlukla ilerlemeye çalışırken ayakları birbirine dolanarak dizleri üstüne düştü. Kesik kesik soluyarak doğrulurken zihnini gerisinde bir ses ‘Direnmenin anlamı yok.’ dedi. ‘Biliyorsun o asla geri gelmeyecek.’
‘Gelecek...’ diye itiraz etti genç kız. Kalbi sıkışıyor, soluk alış verişi zorlaşıyordu. ‘Geri gelecek... Ne olursa olsun geri döneceğine söz vermişti. Sözünü tutacak, ona inanıyorum.’
‘Gelmeyecek... Çünkü o öldü. Uzumaki Naruto öldü.’ Ses kendinden emin konuşuyordu. Hinata’nın yüreğinde bir kuşku belirdi.
‘Ah evet...’diye devam etti ses. ‘Görebiliyorum... O ufacık kuşku tohumunun nasıl filizlendiğini görebiliyorum... Evet, kabul et artık o öldü.’
‘Hiç sanmıyorum.’ Hinata solgunlukla gülümsedi. ‘Naruto’yu biraz olsun tanıyorsam onun ölmek için fazlasıyla inatçı olduğunu da biliyorum.’ Yorgun bedeni daha fazla dayanamadı ve karların kapladığı yola yığıldı. Her şey derin bir karanlığa gömülmeden önce Hinata’nın solgun dudaklarından çıkan son fısıltı bir tür dua niteliğindeydi: “Naruto-kun... Ne olursa olsun... Asla pes etme...”
Kar usulca yağmaya devam ediyordu...

...
Sakura dikkatle hastane koridorunu kolaçan etti. Kimseye görünmeden 3 koridoru atlatmayı başarmışlardı. İlk köşeden sola dönebilirlerse kurtulacaklardı. Son kez etrafa bakınarak Naruto’ya eliyle işaret etti ve dönecekleri köşeyi gösterdi. Gizlendikleri yerden çıkıp hızlı adımlarla yürümeye başladılar.
Köşeyi döndükten sonra Sakura sol sıradaki 3. kapının önünde durdu. “İşte geldik, kendini hazırlamaya çalış ve sessiz ol.” Usulca kapıyı açtı.
Oda, sevimsiz hastane havasını saymazsanız oldukça güzeldi. Parlak gün ışığını içeri davet eden kocaman bir penceresi vardı. Pencerenin biraz uzağında oksijen tüpü, kalp ritim cihazı ve diğer aletlere bağlı halde hayata tutunmaya çalışan Hinata’nın uzandığı yatak duruyordu.
Naruto hemen onun sol yanına ilişirken Sakura ayakucuna asılmış hasta takip çizelgesini eline aldı. “...Gece yarısına doğru chakra seviyesi %10’un altına indiği için bilinç kaybı başlamış... Çabuk olmalıyız.”
“Ne kadar zamanı var?”
Sakura monitörlerden birini inceledi. “Böyle giderse dört günden daha az.”
Naruto’nun yüreğinde kunai yarasına benzer bir acıyla Hinata’ya baktı. Güzel yüzü solmuş saçları cansızlaşmıştı. Zorlukla aldığı soluklar gitgide yavaşlıyordu. Bu haliyle solan bir çiçeğe benziyordu. Kendi ellerine baktı. Onu kurtarmak zorundaydı. Ne pahasına olursa olsun...
Pelerinini çözüp kenara attı. Ceketini ve eldivenlerini çıkarırken Sakura “Ne yapmaya çalışıyorsun sen?” diye sordu.
Genç ninjanın üzerinde yakası bağcıklı, kolsuz bir tişört vardı. “İçeriye kimsenin girmesine izin verme.” dedi. “Ne olursa olsun aramızdaki bağlantının kopmaması gerekiyor.” Sağ kolunu Hinata’nın omuzlarının altından geçirerek onu hafifçe kaldırdı. Sol eliyle Hinata’nın solgun elini avucuna aldı ve gözlerini sımsıkı kapatarak yoğunlaşmaya çalıştı. İşe yaraması gerekiyordu. Sevdiği insanlardan birini daha kaybetmeye niyeti yoktu.

Gözlerini yeniden açtığında etrafındaki sonsuz boşluğun aradığı yer olup olmadığını merak etti. Hinata’yı bulması gerekiyordu ama nasıl? Zaman daralıyordu, kahretsin! “Hinata!” diye olanca gücüyle bağırdı.
Arkasından gelen tanıdık alaycı kahkahayı duyunca dehşet içinde döndü ve yılların kâbusu adeta yeniden başladı.
Kızıl kabarcıklardan oluşmuş sivri bir surat, iğrenç bir sırıtış ve parlak kızıl renkte tam 9 kuyruk... Kyuubi tüm heybetiyle karşısındaydı ve Hinata’nın ruhunu esir almıştı.

Bölüm 6: Teke Tek ve Ölümüne...

9 kuyruklu şeytan tüm dişlerini sergileyen bir sırıtışla “Yeniden karşılaştık çocuk.” dedi. “Etkilendim. Oradan tek başına nasıl sağ çıktın?”
Naruto sakin görünmek için sahip olduğu tüm iradeyi kullanıyordu fakat yine de içinde kaynayan öfkeyi sakinleştiremiyordu. Ondan kurtulduğunu düşünmekle aptallık etmişti. Ve şimdi bunun bedelini ona yakın birinin canıyla ödemeye hazırlanıyordu. Tüm vücudu sinirden kasılmaya başlamıştı. Zorlukla sakinleştirdiği sesiyle “Yetenek.” dedi. “Peki ya sen nasıl çıktın?”
“Çuvallayan beceriksizce bir plan sayesinde...”diye yanıtladı Kyuubi. Naruto şaşkınlıkla bir an için öfkesini unuttu. 4 Kuyruklu Kyuubi formundan sonrasını hatırlayamıyordu ama Kyuubi tam olarak biliyor olmalıydı.
Şeytan tilki kendi küçük zaferinden gurur duyuyordu. “Beni alt edebileceğinizi mi sandınız? Planınız işlemedi. Bunu da sana borçluyum tabii. Açıkçası onun Kaderin Çocuğu olduğunu anladığımda epey endişelenmiştim. Ama her ne kadar inkâr etse de sonuçta o bir insandı ve her insanın bir zayıf noktası vardı... Her neyse sonunda beni yanıltmayarak o inanılmaz yeteneğini sergiledin ve onun zayıf noktasını çıkarmayı başardın. Aranızda geçen o dramatik konuşma gerçekten çok etkileyiciydi...” Genç ninjanın afallamış yüzüne baktı ve bulmacayı çözdü. “Ah, demek hatırlamıyorsun? Tıpkı yarattığın ve yaşattığın diğer hezimetler gibi...”
“Ne demek istiyorsun? Anlat, bilmek istiyorum.”
“Gerek yok. Ölülerin bilgiye ihtiyacı olmaz... Ödeşme zamanı çocuk. Onu, Kaderin Çocuğu’nu öldürdüm, şimdi sıra sende. Seni öldürdükten sonra bedenin yaşayanların dünyasında boş bir kabuk olarak kalacak. Beş para etmez bir et çuvalı haline geleceksin. Kıza gelince...” Arkasında, bileklerinden zincirli halde asılı duran zavallı Hinata’ya döndü. “Onun Chakra rezervini sonuna kadar tükettikten sonra yeniden özgür kalmama yetecek güce kavuşmuş olacağım. Az, ama hiç yoktan iyidir.” Sivri pençeli parmağıyla çenesinden tutup kızın cansız başını kaldırdı. “Onun yok oluşu, benim özgürlüğüme giden anahtar olacak.”
“Tek bir soru.” dedi Naruto “Neden başka biri değil de o?”
“Basit: Kurtulduğum sırada çok zayıftım, bir beden bulmam gerekiyordu. Ve onu buldum. Benim chakramdan çok minik bir parça taşıyan biri.”
“O senin chakrana sahip olamaz. Chakranın bedeninde olması mümkün değil.”
“Mümkün. Hatta ona chakrayı kendin verdin.”
“Ne?”
“Evet, dönüştüğün sırada seni kurtarabilmek için kendine getirmeye çalışırken chakranın küçük bir kısmı onun bedenine transfer olmuştu... Beni özgürlüğüme kavuşturan kişinin, düşmanımın hayatını kurtarmış, onun için özel biri olması da ilginç bir tesadüf... İnsanoğlu duygularına fazla düşkün bir ırk... Bir takım bağlılıklar uğruna kendilerini mahvetme konusunda anlaşılmaz bir saplantıları var. Eminim hayatını borçlu olduğun bu insana silah çekemeyeceksin.” Pençelerinden birini kaldırıp bağırdı. “Ödeşme zamanı!”
Kyuubi darbeyi indirmek üzereyken siyah-mor karışımı renkte chakrayla kaplı bir pençe onu durdurdu. “Hiç sanmıyorum.” Naruto nefret dolu gözlerini Kyuubi’ye dikmişti. Bakışlarında kararlılık ve soğukkanlılığın kusursuz karışımı vardı. “Doğru, ona asla el kaldıramam...” Naruto birden yok oldu ve Kyuubi’nin ardında beliriverdi. “...Ama büyük bir zevkle canına okuyabilirim.” Pençesini hızla savurarak yaratığın sırtında bir yarık açtı. “Aaaah! Seni küçük...”
“Oradan nasıl sağ çıktığımı öğrenmek ister misin?” Naruto aniden yaratığın önünde belirdi. Siyah-mor chakra içeri çekilirken Naruto pençesini yaratığın alnına koydu ve öteki eliyle mührü oluşturdu.
“N-Neler oluyor?” Kyuubi’yi oluşturan kızıl chakra genç ninjanın canavarın alnına koyduğu elinden bedenine doğru akıyordu.
“Chakranı kendi bedenime hapsediyorum.” Elini Kyuubi’den geride kalan şeyden çekti. “Sanırım Yondaime benden bunu istiyordu.” dedi. “Seni yok etmemi istiyordu.” Ayaklarının dibindeki zavallı yaratığa bakarak “Acınacak haldesin.” dedi. “Hayatımın her anını cehenneme çevirdin. Bunu belki affedebilirdim. Ama sevdiklerime zarar verme hatasını yaptın ve bu da seni sonuna götürdü. Artık kimseye zarar veremeyeceksin.” Umursamazca yaratığın yanından ayrılıp genç kızın yanına gitti. Onu bağlayan zincirleri kesmek için ellerini kaldırmıştı ki Kyuubi “Peki ya şimdi ne yapmayı düşünüyorsun?” diye sordu. “Elindeki muazzam güçle ne yapacaksın? Yeni Shinobi dünyasına mı hükmedeceksin?”
Naruto Hinata’nın güzel yüzüne baktı. “Hayır.” dedi. Sesi kendinden emindi. “Ben dünyayı istemiyorum. Sadece onun bir parçası olmak istiyorum... Pain haklıydı. Shinobilerin yarattığı dünya bazı şeyleri anlayabilmek için henüz çok genç. Büyüyebilmesi içinse barış ve sevgiye ihtiyacı var. Yeteri kadar acı çekti zaten.” Umursamazca omuz silkti. “Sanırım kendi kendine idare edebilir.”
“Öyle olsun... Elveda çocuk.” Naruto arkasını dönüp onun yok oluşunu izlemedi. Sadece soluk verir gibi bir ses duydu. Hinata’nın yüzüne son kez baktı ve tek vuruşta onu tutan zincirleri kesti.

Kalp ritim cihazının kulak tırmalayıcı tiz sesi sonunda normale döndüğünde Naruto gözlerini açtı. Kâbus bitmişti. Başını kaldırıp Sakura’ya baktığında onun ağzı açık halde ikisini izlediğini gördü. “N-Neler oldu?”
Genç ninja Hinata’yı nazikçe yastığına bırakırken “Durumu iyi.” diye yanıtladı. “Onu kurtarmayı başardım.” Başını kaldırıp takım arkadaşına döndü. “O iyi değil mi?”
Sakura monitörlere göz gezdirerek “Evet.” diye yanıtladı memnuniyetle. “Kurtuldu. Ama halen çok bitkin durumda. Kendini toplamak için biraz zamana ihtiyacı olacak. Dinlenmesi gerekiyor.” Takım arkadaşına dönerek tereddütle “Gidip Tsunade-sama’yı bulmam gerekiyor.”dedi. “Onu sana emanet edebilirim değil mi?”
“Merak etme. Ona dikkat ederim.”
Sakura odadan çıkıp kapıyı arkasından kapatırken yüzündeki sahte endişe ifadesi yerini gülümsemeye bıraktı. Tahminine göre Hinata gözlerini açmak üzereydi ve ikisinin yalnız kalması gerekiyordu. Derin bir iç çekerek başını kaldırdı. Sabah kalktığında bir daha hiçbir şeyin eskisi olamayacağını düşünüyordu ama gördüklerinden sonra bunun olacağına gerçekten inanmaya başlamıştı. Koridorda yürümeye başladı.
Naruto Kyuubi’nin sözlerini düşündü. Anladığı kadarıyla Kyuubi sorun yaratmış ve onu alt edebilmek için de Pein’le bir plan hazırlamışlardı. Ama plan başarısız olmuştu. Peki niye? Kaşlarını çatarak içinden küfretti. Kyuubi’nin ilip de kendisinin hatırlayamadığı şey neydi? Her şey kalın bir sis tabakasını ardında saklıydı. Ne yapıp edip öğrenmesi gerekiyordu. Hayatına yeniden devam edebilmesi için o boşlukta neler olduğunu öğrenmeye ihtiyacı vardı.
Hinata’nın inlemesiyle sorularını bir kenara itip dikkatini ona verdi. “Hinata-chan iyi misin? Beni duyabiliyor musun?” Gözlerini önüne gelen bir tutam saçı geri itti.
Gümüşi gri kocaman gözler usulca açılırken gün ışığına alışmaya çalışıyorlardı. Hinata bir süre boyunca anlamsız bakışlarla genç ninjaya baktıktan sonra zayıf titrek bir sesle “Naruto-kun?” diyebildi.
Naruto sırıtarak “Günaydın.” diye karşılık verdi. “Oldukça uzun süredir uyuduğunu söylediler. Uyanma zamanı gelmişti.”
“Naruto-kun.” Hinata’nın gözlerinin kenarında iki damla yaş gümüş gibi parlıyordu. “Geri... Döndün. Neden bu kadar uzun sürdü?”
Genç ninja suçlulukla gözlerini ondan kaçırdı. “Geç kaldığım için üzgünüm. Halletmem gereken bazı işler vardı.” Suçlu bir ifadeyle saçlarını karıştırdı.
Hinata bitkinlikle gülümseyerek elini genç ninjanın yanağına koydu. “Önemli değil... Geleceğini... Biliyordum.” Bakışları donuklaştı ve eli havada zarif bir kavis çizerek yastığın üstüne düştü. Bitkinlikten bayılmıştı.
Naruto minik eli nazikçe Hinata’nın karnının üstüne yerleştirerek üstünü örttü. Tam o sırada kapı açıldı ve içeri Sakura’yla birlikte Tsunade-sama girdi: “Neler oluyor? Hinata...” Yatağın kenarına ilişmiş Naruto’yu fark etti. “Naruto?”
Genç ninja ayağa kalkarak “Endişelenmeyin durumu iyi.” diye yanıtladı. “Bilinci açık, az önce benimle konuştu ve şu an uyuyor.” Sağlam adımlarla gelip Tsunade-samanın önünde durdu ve saygıyla eğildi: “Sizi yeniden gördüğüme sevindim Godaime-sama.”
Tsunade önünde heyula gibi dikilen genç adama bakarak “Ne zaman döndün?” diye sordu.
“Bu sabah. Kimseyi şoke etmemek için Sakura-chan’ın evine gittim. Beni oldukça iyi karşıladı. Oldukça uzun bir yolculuktu ve anlatmam geren çok fazla şey olduğunun farkındayım. Ama şu an inanın çok yorgunum. Söz veriyorum en kısa zamanda size her şeyi anlatacağım. Hem sormak istediğim birkaç şey de var.”
“Öyle olsun. Seni en kısa zamanda odamda görmek istiyorum.” Gitmek üzereyken durup Naruto’ya uzun uzun baktı. Bakışlarında şaşkınlık, gurur ve hüzün vardı. “Naruto.”
“Evet?”
“Geri döndüğün iyi oldu.” Tsunade kapıdan çıktı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Misafir
Misafir
avatar


MesajKonu: Geri: Umutsuzluk ve Yıkımın Ardından (NaruHina) devam   Cuma Tem. 11, 2008 12:27 am

Of of of iki bölüm birden, dozajı bünyeyi etkiledi valla. Bi sonraki bölümde çok dehşetli olucak acaba kaldırabilicez mi afro
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Deathhowl

avatar

Erkek Mesaj Sayısı : 252
Yaş : 24
Geldiği mekan : Ç.kale
Meslek : Senarist, Öğrenci
Hobileri : Senaryo yazmak, şarkı söylemek, kitap okumak, oyun oynamak, anime izlemek...
Kayıt tarihi : 29/06/08

MesajKonu: Geri: Umutsuzluk ve Yıkımın Ardından (NaruHina) devam   Cuma Tem. 11, 2008 12:56 am

Çok güzel olmuş. En kısa zamanda yeni bölümü bekliyorum. Takipçinim artık Razz
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
chester999
Banned


Erkek Mesaj Sayısı : 534
Yaş : 25
Geldiği mekan : Bilinmiyor
Meslek : Bilinmiyor
Hobileri : Bilinmiyor
Kayıt tarihi : 10/06/08

MesajKonu: Geri: Umutsuzluk ve Yıkımın Ardından (NaruHina) devam   Cuma Tem. 11, 2008 2:06 am

bolum 1-2-3 bulabılsem bende okumaya baslıcam dırek 4ten baslamak ıstemıyorum...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
kazekage
Banned


Erkek Mesaj Sayısı : 467
Yaş : 31
Geldiği mekan : x_Z
Meslek : z_X
Hobileri : x_X
Kayıt tarihi : 26/03/08

MesajKonu: Geri: Umutsuzluk ve Yıkımın Ardından (NaruHina) devam   Cuma Tem. 11, 2008 8:01 am

Ne animede ne mangada görmüyoruz artık Hinatayı bu ff de olması hiç yok hinata :D

2 bölüm birden güzeldi heheh
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
MondeM

avatar

Kadın Mesaj Sayısı : 167
Yaş : 23
Geldiği mekan : İst.
Meslek : Öğr.
Hobileri : Net,Kitap vs..
Kayıt tarihi : 02/01/08

MesajKonu: Geri: Umutsuzluk ve Yıkımın Ardından (NaruHina) devam   Cuma Tem. 11, 2008 2:01 pm

Bayıldım..
Harikaydı tahmin edilebilecek gibi değil...
Bilgisayardan kaynaklanan sorunlardan(ki hala var)
bayağı bi geç okudum:cry:
Demek Naruto ve Pein kaybolduğunda HiNaTa da ordaydı..
Bende nasıl bi giriş yapacağını merak ediyordum..

3 bölüm içinde Teşekkürler
Tekrar yazmaya devam etmende ayrı bi mutluluk(=
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Coffin

avatar

Erkek Mesaj Sayısı : 196
Yaş : 24
Geldiği mekan : esk
Meslek : Öğrenci
Hobileri : Judo,ninjutsu,manga çizim,gitar
Kayıt tarihi : 22/06/08

MesajKonu: Geri: Umutsuzluk ve Yıkımın Ardından (NaruHina) devam   Cuma Tem. 11, 2008 10:01 pm

diyecek bişi yok
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.naruto-fc-tr.bforum.com
Ryuk

avatar

Erkek Mesaj Sayısı : 2076
Yaş : 25
Geldiği mekan : Mersin/Türkiye
Meslek : Öğrenci
Hobileri : anime/manga,spor,pc...
Kayıt tarihi : 21/06/08

MesajKonu: Geri: Umutsuzluk ve Yıkımın Ardından (NaruHina) devam   Cuma Tem. 11, 2008 10:53 pm

Normalde bu tarz aşk sahnelerinin olduğu hikayeleri sevmem sevemem ama sen kendini aşmışsın dostum tek kelime MÜKEMMEL desem hakaret olur What a Face
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://akatsukifantr.asianfreeforum.com
Sayuri

avatar

Kadın Mesaj Sayısı : 140
Yaş : 27
Geldiği mekan : Dünya
Meslek : Yazar insan
Hobileri : Yazarlık, kitap, müzik, anime, yemek pişirmek...
Kayıt tarihi : 29/12/07

MesajKonu: Geri: Umutsuzluk ve Yıkımın Ardından (NaruHina) devam   Paz Tem. 20, 2008 11:25 pm

MondeM demiş ki:
Bayıldım..
Harikaydı tahmin edilebilecek gibi değil...
Bilgisayardan kaynaklanan sorunlardan(ki hala var)
bayağı bi geç okudum:cry:
Demek Naruto ve Pein kaybolduğunda HiNaTa da ordaydı..
Bende nasıl bi giriş yapacağını merak ediyordum..

3 bölüm içinde Teşekkürler
Tekrar yazmaya devam etmende ayrı bi mutluluk(=

Hehe saol MondeM valla sen de olmasan napardım bilmem. Bu arada Pain Naruto dövüşü Shinobi Savaşı sırasında olduğu için Hinata dahil herkes oradaydı.

Ayrıca hatırlatma: Hikaye'nin ilk üç bölümünü listeden bulabilirsiniz.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Ryuk

avatar

Erkek Mesaj Sayısı : 2076
Yaş : 25
Geldiği mekan : Mersin/Türkiye
Meslek : Öğrenci
Hobileri : anime/manga,spor,pc...
Kayıt tarihi : 21/06/08

MesajKonu: Geri: Umutsuzluk ve Yıkımın Ardından (NaruHina) devam   Paz Tem. 20, 2008 11:32 pm

Devamı gelecek mi ne zaman nerde Shocked
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://akatsukifantr.asianfreeforum.com
Sayuri

avatar

Kadın Mesaj Sayısı : 140
Yaş : 27
Geldiği mekan : Dünya
Meslek : Yazar insan
Hobileri : Yazarlık, kitap, müzik, anime, yemek pişirmek...
Kayıt tarihi : 29/12/07

MesajKonu: Geri: Umutsuzluk ve Yıkımın Ardından (NaruHina) devam   Salı Tem. 22, 2008 5:21 pm

Yeni bölüm burada çıkacak da çıkması sanırım biraz sürecek çünkü devamını getirmede bazı sorunlar yaşıyorum. Ama endişelenmeyin bırakmaya niyetim yok. Yeni bölüm gelecek söz veriyorum. Sadece biraz gecikecek o kadar.
O zamana kadar görüşmek dileğiyle.


En son Sayuri tarafından Salı Tem. 22, 2008 5:26 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Deathhowl

avatar

Erkek Mesaj Sayısı : 252
Yaş : 24
Geldiği mekan : Ç.kale
Meslek : Senarist, Öğrenci
Hobileri : Senaryo yazmak, şarkı söylemek, kitap okumak, oyun oynamak, anime izlemek...
Kayıt tarihi : 29/06/08

MesajKonu: Geri: Umutsuzluk ve Yıkımın Ardından (NaruHina) devam   Salı Tem. 22, 2008 5:26 pm

Bekliyorummm... :D
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Coffin

avatar

Erkek Mesaj Sayısı : 196
Yaş : 24
Geldiği mekan : esk
Meslek : Öğrenci
Hobileri : Judo,ninjutsu,manga çizim,gitar
Kayıt tarihi : 22/06/08

MesajKonu: Geri: Umutsuzluk ve Yıkımın Ardından (NaruHina) devam   Salı Tem. 22, 2008 7:10 pm

4 gözle bekliyom
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.naruto-fc-tr.bforum.com
Sayuri

avatar

Kadın Mesaj Sayısı : 140
Yaş : 27
Geldiği mekan : Dünya
Meslek : Yazar insan
Hobileri : Yazarlık, kitap, müzik, anime, yemek pişirmek...
Kayıt tarihi : 29/12/07

MesajKonu: Geri: Umutsuzluk ve Yıkımın Ardından (NaruHina) devam   C.tesi Ağus. 09, 2008 4:20 pm

Evet sonunda mahalleye geri döndüm.cheers Ama eli boş gelmedim. hikayeyi epey ilerlettim ve gerek kurgu gerekse üslup bakımından beni tatmin etti diyebilirim.
Fazla söze gerk yok İşte huzurlarınızda 7. Bölüm:

Bölüm 7: Hatırlanmak İstenen Geçmiş

Naruto gecenin karanlığında ara sokaklardan birinde koşturuyordu. Durup telaşla etrafına bakındı ve karanlık bir aralığa sığındı. Peşindekilerin seslerini duyabiliyordu. “Her yeri didik didik arayın! Onu buraya doğru kaçarken görmüşler. Fazla uzaklaşmış olamaz.”
Korkuyla titreyerek sığındığı yere çömeldi. Kaçarken soluk soluğa kalmıştı. İzini kaybettirmesi gerekiyordu. Ama nereye gitmesi gerektiğini bilmiyordu. O an öylesine dehşete düşmüştü ki ne düşünmesi gerektiğini bile bilmiyordu.
Ay yükselirken genç ninjanın saklandığı yeri aydınlatmaya başlamıştı. Naruto kana bulanmış ellerine baktı. Beyni var gücüyle olanları reddetmesine rağmen gerçek ortadaydı.
O bir suçluydu.
Başını kaldırdığında kendini Pain’le birlikte sıkışıp kaldığı dipsiz boyutta buldu. Neredeyse paramparça olmuş beş ceset yere yığılmıştı ve her yer kan içindeydi.
Geride kalan son Pain titreyerek ayakta durmaya çalışıyordu. Tüm vücudu yara içindeydi, yerdeki cesetlerden pek bir farkı kalmamıştı. Göz pınarlarından, burun deliklerinden ağzının kenarlarından ve göğsündeki yaralardan kan sızıyordu. Bir şeyler mırıldanmaya çalıştı fakat Naruto ne dediğini anlayamadan cansız bedeni dizlerinin üstüne çökerek yere yığıldı.

“Naruto” Sakura uyuyakalmış takım arkadaşını uyandırmak için omzuna dokununca genç ninja sıçrayarak uykusunu zehir eden kâbusundan uyandı ve içgüdüsel olarak kunaisini çekip neler olduğundan habersiz Sakura’nın gırtlağına dayadı.
“Naruto dur! Benim!”
Naruto ne yaptığının farkına vardı. Kunaiyi kavrayan eli titremeye başlamıştı. Beceriksizce özür dileyerek kunaiyi parmaklarının arasında çevirip yerine koydu ve etrafına bakındı. Hastane odasında, Hinata’nın başucundaki bir sandalyede kaykılarak uyuyakalmıştı. Doğrularak elini karmakarışık saçlarından geçirdi. Kalbi gümbür gümbür atıyordu. Terlediğini fark etti. Titremeye başlamıştı. Hinata’yı kastederek “Durumu nasıl?” diye sordu.
Sakura endişeyle ona bakıyordu. “Endişelenme, iyiye doğru gidiyor.” Uzanıp elini alnına koydu. “Kötü görünüyorsun Naruto.”
Naruto soğuk bir ifadeyle Sakura’nın elini itti. “İyiyim ben.” diye yanıtladı. “Sandalye üzerinde uyuklamanın yan etkisindendir. Bu aralar kendimi düşünmeye pek fırsatım yok.”
“Hayır, ondan değil. Naruto, senin ateşin var. Hastalanmak üzeresin. Seni muayene...”
Naruto sinirle “Sana iyiyim, dedim.” diye bağırdı. Sert bir hareketle ayağa kalkıp kapıya doğru yürüdü. “ Doktorculuk oynamak istiyorsan başkasını bul, havamda değilim.” Kapıyı ardından kapatarak dışarı çıktı.
Tuvalette başını akan suyun altına sokarak sakinleşmeye çalıştı. Yüzünden sular süzülürken aynadaki yansımasını inceliyordu. Bu kâbuslara ve öfke krizlerine bir çözüm bulması gerekiyordu.
Saçlarını silkeleyip doğruldu. Tsunade-hime’yle uzun bir konuşma yapması gerekiyordu.


Konoha’da akşam çöküyordu. Güneş ufukta yavaş yavaş alçalırken, turuncuya dönen gün ışığı Hokage’nin ofisini aydınlatıyordu.
Godaime Hokage Tsunade koltuğunda oturmuş, masanın birkaç adım ötesinde ayakta duran uzun boylu sarışın ninjanın anlattıklarını dinliyordu.
Naruto hikâyesini bitirdikten sonra Tsunade’ye baktı. “Tüm hatırlayabildiklerim bunlar...”
Uzun süren bir sessizlik oldu. Naruto Tsunade-hime’ye bakarak “Bana neler olduğu konusunda bir fikriniz var mı?” diye sordu.
Tsunade koltuğunda doğrularak “Bu konuda sadece tahminde bulunabilirim.” dedi. “Kyuubi’nin chakrası insan metabolizması üzerinde bir tür zehir etkisi yarattığı için aşırı derecede kullanımı hafızana zarar vermiş olabilir. Öte yandan 4. kuyruğun ortaya çıkmasıyla bilincini kaybetmiş olman da mümkün… Ama anlattıkların, hafızanın zamanla eksik kısımlarını tamamlayabildiğini gösteriyor. Bu yüzden tavsiyem zamana bırakman en iyisi olur. Bu sayede gün geçtikçe parçalar halinde neler olduğun hatırlamaya başlayacağından eminim.”
“Hiçbir şey yapamaz mısınız?” Naruto neler olduğunu bir an önce hatırlayabilmek istiyordu. Kayıp bir geçmişle yaşamak dayanılmazdı.
“Zorlamanın anlamı yok.” diye yanıtladı. “Bu hatırlamana yardımcı olmaz dahası hafızana kalıcı zarar verebilir.”
“Hatırlayabilmek istiyorum.” Naruto ellerine bakarak “Neye dönüştüğümü bilmek istiyorum.” dedi.
“Endişelenme, seni bir dizi kontrolden geçireceğim. Sonuçlar sana neler olduğunu anlamamıza yardımcı olabilir.” Tsunade ellerini masaya koydu. “Dikkatli olmak zorundasın Naruto. İçinde kimsenin hayal bile edemeyeceği bir güç taşıyorsun.”
“Farkındayım.” Genç ninja uzunca bir süre düşündükten sonra “Sakura-chan bana savaşta olanları anlattı. Kaçakların izini bulabildiniz mi?”
Godaime Hokage sıkıntıyla iç çekerek “Hayır.” diye yanıtladı. “Bir ekip Amagakure’nin doğu sınırında araştırma yapıyor ama henüz bir haber alamadık… Neden sordun?”
Naruto kaşlarını çatarak “Hiç.” dedi. Hafızasının bulanık kısmında bununla ilgili bir şeyler olduğundan emindi… Önemli şeyler… Kendini zorlayarak hatırlamaya çalıştı fakat olmuyordu. İçinden kendine küfretti.
“Öyleyse gidebilirsin.” Tsunade koltuğuna yaslandı.
Naruto odadan çıkmak üzereyken içeri Shikamaru girdi. Genç Nara yüzündeki birkaç ufak yarayı saymazsanız pek de fazla değişmemişti. Yüzünden hiç eksik olmayan sıkkın ifadenin yanına bir de yorgunluk eklenmişti. İçeri girerken bezgin, fakat eskisine oranla daha olgunlaşmış sesiyle “Suna’dan beklediğiniz haber az önce elime ulaştı Hokage-sama.” dedi. İçerideki yabancıyı fark etti. “Özür dilerim, toplantınız olduğunu bilmiyordum.”
“İçeri gel Shikamaru. Bitirmiştik zaten.” Shikamaru içeri girerken Naruto “Selam Shikamaru.” dedi. “Uzun zaman oldu.”
“Ne? Naruto!” Genç Nara şaşkınlıkla uzun zaman önce öldüğünü sandığı arkadaşına baktı. “Nerelerdeydin? Öldüğünü düşündük.”
“İnana bana anlatmamı istemezsin.” Tsunade’ye döndü. “İzninizle.” Dışarı çıkmak üzereyken Tsunade “Bekle!” dedi. “Shikamaru da seninle gelse iyi olur. Herkes seni halen öldü sanıyor. Şehirde paniğe yol açmana göz yumamam. Konoha nüfusunun geçmişten gelen ninjalar görmesiyle başlayan bir sanrı dalgasıyla hastaneye akın etmesini istemiyorum.
Sarışın ninja sırıttı. “Fena fikir değil.”

Güneş ufka yaklaşırken Naruto üçüncü kattaki odalardan birinin kapısını çalarak başını içeri uzattı. Sakura Tsunade-hime’nin emrettiği tahlilleri yaparken Hinata’nın üçüncü kattaki normal odalardan birine alındığını söylemişti. Genç kızın durumu iyiydi ve çok geçmeden taburcu edilebilecekti.
Yalın, sessiz ve huzurlu bir hastane odasıydı. Kocaman bir pencereden içeri giren akşam güneşinin zayıf bakır rengi ışıkları örtüsü açılmış yatağa, yanındaki başucu sehpasına ve pencerenin önünde duran Hinata’nın upuzun siyah saçlarına vuruyordu.
Naruto usulca içeri girip kapıyı ardından kapattı. Ona getirdiği beyaz çiçekleri usulca yatağın başucu sehpasına bırakıp yanına gitti. Ellerini ceplerine sokarak pencereye yaslandı ve manzarayı izlemeye koyuldu. “Güzel manzara.” dedi. “İzlemeyi özlemişim.”
Hinata hüzünle gülümsedi. “Ben de.” Çok değişmişti. Eskisine göre daha ince, uzun ve zarifti. Siyah saçarı neredeyse dizlerine kadar uzanıyordu. Son yaşadıklarından dolayı solgun ve bitkin görünüyordu. Gümüşi gri gözlerine tuhaf bir hüzün yerleşmişti. “Uyumadan önce, bir daha güneşin batışını izleyebilecek miyim, diye çok düşündüm.” dedi. “Bir gün geri döneceğinden emindim, Geri döndüğünde burada olamamaktan korktum.”
Naruto gözlerini manzaradan ayırmadan “Konoha’dan uzak kaldığım yıllarda ben de her gece uyumadan önce aynı soru aklımdan geçti.” dedi. “Ama geri dönebilmek için hayatta kalmam gerekiyordu. Geri dönmem ve yarım bıraktığım işleri tamamlamam gerekiyordu.”
Hinata bakışlarında belirgin bir gururla Naruto’ya baktı. Genç ninjanın bakışları duruşu ve kendinden emin tavrı çevresine güç ve cesaret yayıyordu. Yılların eğitimi, gösterdiği çaba ve en önemlisi kendine olan inancı sonunda karşılığını göstermiş ve onu yenilmez bir savaşçıya dönüştürmüştü. Mutlulukla gülümsedi. “Başaracağından eminim. Ne olursa olsun sana güveniyorum, Naruto-kun.” Hüzünle pencereden dışarıya baktı. Bahar gelmişti ve tüm kiraz ağaçları çiçeklerle bezenmişti. “Öyle hasret kaldım ki bahara.” diye mırıldandı. “Dışarıya çıkıp yürüyebilmeyi çok özledim.” Bitkinlikle başını pencereye yasladı.
Ayakları yerden kesilene kadar genç ninjanın onu kucakladığını fark etmedi. Naruto nazikçe Hinata’yı yatağına taşıdı. “Yarın sabah birlikte yürüyüşe çıkarız.” dedi.
Hinata’nın yanakları pembeleşerek utangaçlıkla gülümsedi “Olur.” diye mırıldandı ve gözleri kapandı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Ryuk

avatar

Erkek Mesaj Sayısı : 2076
Yaş : 25
Geldiği mekan : Mersin/Türkiye
Meslek : Öğrenci
Hobileri : anime/manga,spor,pc...
Kayıt tarihi : 21/06/08

MesajKonu: Geri: Umutsuzluk ve Yıkımın Ardından (NaruHina) devam   C.tesi Ağus. 09, 2008 7:51 pm

Oley bee biliyordum eline sağlık Sayuri daha okumadan güzel olmuş derim... Okuyup yorumumu editlicem happy
Evet mükemmel olmuş Hinata artık Naruto'yla temasa geçebiliyor action bölümleri az ama hatta hiç yok devamı var mı ???
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://akatsukifantr.asianfreeforum.com
Sayuri

avatar

Kadın Mesaj Sayısı : 140
Yaş : 27
Geldiği mekan : Dünya
Meslek : Yazar insan
Hobileri : Yazarlık, kitap, müzik, anime, yemek pişirmek...
Kayıt tarihi : 29/12/07

MesajKonu: Geri: Umutsuzluk ve Yıkımın Ardından (NaruHina) devam   Paz Ağus. 10, 2008 6:25 pm

Beğenmene çok sevindim Ryuk. Kabul ediyorum bu bölüm pek iyi değildi filler gibi oldu. (Canım sıkkınken yazmıştım ondan mıdır nedir?) Hikayenin sonuna fazla birşey kalmadığı için fazla aksiyon olmayacak ancak ilerideki bölümlerde Hinata'dan süper bir performans gelecek
(spoil verdim ama olsun.)
Bu arada Halis arkadaşımızı mutlu edecek bir haber: Gaara'yla ilgili hikaye üzerinde çalışmaya başladım.
Yeni bölüm geliyor buralardan ayrılmayın!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Sayuri

avatar

Kadın Mesaj Sayısı : 140
Yaş : 27
Geldiği mekan : Dünya
Meslek : Yazar insan
Hobileri : Yazarlık, kitap, müzik, anime, yemek pişirmek...
Kayıt tarihi : 29/12/07

MesajKonu: Geri: Umutsuzluk ve Yıkımın Ardından (NaruHina) devam   Paz Ağus. 10, 2008 6:39 pm

Evet 7. bölüm hem kısa hem de filler tadında olduğu için işte huzurlarınızda 8. Bölüm. Tadını çıkarın.
Bölüm 8: İlkbaharın Getirdikleri

“Naruto-kun, iyi misin? Yorgun görünüyorsun.” Hinata Naruto’nun koluna girmişti. Sabah saatleriydi ve hastanenin iç avlusunda yürüyüş yapıyorlardı. Sakura temiz havanın ve yürüyüşün iyi gelebileceğini söyleyerek sabah yürüyüşü yapmasını tavsiye ederek Naruto’yu ona göz kulak olması için görevlendirmişti.
Naruto “Endişelenme Hinata-chan ben iyiyim.” diyerek gülümsedi fakat dış görünüşü tam aksini söylüyordu. Yorgun görünüyordu. Yüzünün rengi hafiften atmıştı ve sürekli dalıp gidiyordu. Hinata buna genç ninjanın sürekli başında beklemesinden dolayı rahatsız günler geçirmesinin neden olduğunu düşünüyor ve kendini suçlu hissediyordu fakat asıl neden elbette ki Naruto’yu rahat bırakmayan kâbuslarıydı. Sıkışıp kaldığı boyutta olanları hatırlamaya çalışmak her seferinde daha çok acı verici oluyordu. Üzerinde sızıp kaldığı iskemleden sıçrayarak uyanışında kontrol edemediği öfkesi yakınında olanlarda, çoğunlukla da Sakura’da kendini gösteriyordu. Öfkesi yatıştığındaysa yerini suçluluk duygusuna bırakıyordu.
Hinata pespembe çiçeklerle bezenmiş bir kiraz ağacının yanına geldiklerinde durdu. Başını öne eğerek usulca “Naruto-kun oldukça uzun zamandır otacılık ve diğer iyileştirme teknikleri üzerinde çalışıyorum.” dedi. “Ve bu süre içinde öğrendiğim en önemli şey de sorunun ne olduğunu anlatmadığın sürece hiçbir şeyin işe yaramayacağı. Neler olduğunu ve nasıl hissettiğini anlatmadığın sürece içini kemiren huzursuzluktan asla kurtulamazsın.” Başını kaldırdığında şaşkınlıkla ona bakan Naruto’yla göz göze geldi.
O an ikisi için de zaman donmuş gibiydi. Usulca esen bir sabah meltemi kiraz çiçeklerini ve Hinata’nın saçlarını uçuşturdu. Rüzgâr sırasında ağaçtan kopan çiçekler Hinata’nın upuzun saçlarına takıldı.
‘Hinata…’ Naruto şimdiye kadar onu bu kadar iyi anlayan biriyle karşılaşmadığını düşündü. Günlerdir pençesinde kıvrandığı düşünceleri kendine has açık sözlülüğü ve masumiyetiyle dile getirmişti. Ve Naruto onun bu yardımseverliği ve şefkati karşısında itiraz edemiyordu. Sıkıntıyla iç çekerek gözleri derinlere daldı. “Neler olduğunu ben de kavrayamıyorum.” dedi. Genç kıza bakarak gülümsedi. “Ama söz, neler olduğunu anlamaya başladığımda söz veriyorum ilk sana anlatacağım.” Bakışları netleşip Hinata’ya döndü ve gülümsedi. “Bu da en azından bir başlangıçtır, değil mi?”
Hinata hafifçe kızardı. “Sanırım öyle.”

2 gün sonra Naruto tek başına Konoha’nın arka sokaklarında ilerlerken ‘Bazı şeyler asla değişmeyecek.’ diye düşünüyordu. Aradan 3 uzun yıl geçmiş olmasına rağmen eğitmeni Kakashi-sensei halen o tanıdığı zorlayıcı ve insafsız ninjaydı. Naruto ortadan kaybolmdan öncesine göre çok fazla yol kat etmişti fakat yine de çok az bir farkla olmasına rağmen eğitmenini yenmeyi başaramamıştı. Kakashi-sensei inanılmaz derecede gelişip güçlendiğini ve yakında sahip olduğu Sharingan gözünü bile geçebileceğini söylese de Naruto için o eğitmeninin yanında halen bir çaylaktı ve öyle olmaktan da çok memnundu.
Üzerini kontrol ederken sıkıntıyla iç çekti. Acilen yıkanması ve giysilerini değiştirmesi gerekiyordu. Daha yarım saat önce Kakashi-sensei’nin “Sınama” diye nitelendirdiği küçük çapta bir savaştan çıkmıştı. Giysilerinde çok sayıda yırtık vardı. Ter kan ve çelik kokuyordu.
Suratını buruşturarak elinin üzerindeki kesiği inceledi. Yara oldukça derin görünüyordu İyişmesi en az bir haftayı bulacaktı. Genç ninja sıkıntıyla iç çekti. Eskiden olsa...
Durdu. ‘Acaba…’ sorusu aklının ucundan geçti. Etrafı şöyle bir kolaçan ettikten sonra kuytu, sessiz bir aralığa girdi. Denemeye değerdi. Tereddütle ellerini birleştirip yoğunlaştı ve gücünün derinliklerini araştırmaya başladı.
İşe yarıyor gibi görünüyordu. Kızıl chakranın tuhaf kabarcık sesini ve yakıcı enerjisini hissetti. Teninde yanma ve karıncalanma başlamıştı. Dişini sıkarak devam etti.
Acı dindiğinde chakrayı yeniden kontrol altına alıp gözlerini açtı. Elindeki derin kesik de dâhil olmak üzere tüm yaraları iyileşmişti. Kendi kendine gülümsedi. Sonunda elindeki gücü yararlı bir amaç için kullanabilmeyi başarmıştı. Gizlendiği aralıktan çıkarak yoluna devam etti.

Hinata dokuz gün sonra hastaneden çıktı. Genel anlamda iyiydi fakat chakra kontrolünde halen bazı ufak tefek sorunlar yaşadığından teknikler üzerinde çalışması yasaklanmıştı. Hinata için bu iyi haber bile sayılabilirdi çünkü şifalı bitkiler hakkındaki araştırmaları yarım kalmıştı.
Naruto’ya gelince, o halen yuvasına yeniden alışabilmek için çabalıyordu. Tahmin ettiği gibi Konoha’da ona ait çok az şey kalmıştı ve eski evi de gidenler listesinin başlarında yer alıyordu. Bu nedenle üç gün önce kendine yeni bir yer bulmuştu. Yeni evi eskisine oranla daha geniş ve rahattı fakat nedense genç ninjaya yeni yuvası çok boş ve anlamsız geliyordu.
Diğer her şey gibi…
Tsunade-hime’nin emriyle aktif görevden muaf tutulduğu için günlerini kayıp Akatsuki elemanları hakkında kafa patlatarak, yokluğunda neler olduğunu araştırarak ve Kakashi- sensei’yle birlikte antrenman yaparak geçiriyordu. Sasuke’yle olan kaçınılmaz karşılaşmasında onun Katon tekniklerini yenebilmek için Suiton teknikleri ve diğer su tabanlı saldırılar üzerinde çalışıyorlardı. Yeniden eski öğrencilik günlerine dönmek güzeldi fakat gün boyu ıslak bir fare gibi dolaşmanın da eğlenceli bir tarafı olduğu pek söylenemezdi.
Boş zamanlarında Hinata’yı ziyarete gidiyordu. Çok geçmeden onun varlığına alıştığını hissetti. Tesadüfen karşılaşmalar sonunda gideceği yere kadar birlikte yürürlerken onunla konuşmak hoşuna gidiyordu Genç kız ne yanıtlamaktan nefret ettiği soruları soruyor ne de onu yargılıyordu. Sadece Naruto’nun giderek sevmeye başladığı hoşgörülü, hafiften dalgın tebessümüyle anlattıklarını dinliyor; ara sırada yardımcı olabileceğini düşündüğü fikirler öne sürüyordu. Konuşmasa bile onun kendisini dinlediğini bilmek, onun kendine özgü hoş kokusunu solumak bile genç ninjayı rahatlatmaya yetiyordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Umutsuzluk ve Yıkımın Ardından (NaruHina) devam   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Umutsuzluk ve Yıkımın Ardından (NaruHina) devam
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 4 sayfasıSayfaya git : 1, 2, 3, 4  Sonraki
 Similar topics
-
» paradız vıdeoyarısmasından kazandıgım 3000 kredıgı istiyorum...
» Forum Sayfasından Hariç Site sayfası ekleme [gel iceri bi bak yardım et]
» Kayıt Olanlara Nasıl Kişileştirlmiş Profil Alanından Zorunlu Tutabiliriz?
» Resim Listesi Arasından Bir Resim Çıkmıyor :(
» Sağlık Açısından Tupperware

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Naruto Fan TR :: Diğer :: Fanfiction-Cosplay-
Buraya geçin: