Naruto Fan TR


 
AnasayfaAnasayfa  PortalliPortalli  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 YIKIM MELEĞİ

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Sayfaya git : Önceki  1, 2, 3
YazarMesaj
masumcadı

avatar

Kadın Mesaj Sayısı : 178
Yaş : 24
Geldiği mekan : istanbul
Meslek : öğrenci
Hobileri : resim çizmek , manga ve kitap okumak , anime izlemek
Kayıt tarihi : 23/07/08

MesajKonu: Geri: YIKIM MELEĞİ   Çarş. Ekim 08, 2008 6:37 pm

9.KIRMIZI DAMLALAR
Her insanın içinde bir pırıltı vardı.Bu pırıltılar çok parlaktı ve onu göstermek insana kalmıştı. Rika bunu Suda'yı ilk kez gülerken anlamıştı. Ama o günden sonra güldüğünü hiç görmemişti. Artık Suda'nın peşine düşmüştü. Onun nasıl biri olduğunu anlamak istiyordu. Sınıfta hep yerinde oturuyordu. Havanın güzel olduğu zamanlarda bahçeye inip tek başına otururdu. Okuldan çıktıktan sonra eve doğru yola koyulurdu. Eve varmadan önce cadde üzerindeki bir parka gider orda biraz otururdu. Bazen oturduğu yerde birşeyler çizerdi. Sonrada evine gider ve bir daha dışarı çıkmazdı.
Dahası Rika, Suda'yı izlerken gün boyunca zorunlu kalmadığı sürece nerdeyse hiç konuşmadığını görebiliyordu. Konuşmak insanın kendini ifade ediş biçimiydi. Ama Suda kadar az konuşan birini görmemişti."Acaba gün boyunca başka bişey yapmıyor mu?" diye geçirdi içinden.
Aslında Suda oturduğu yerde Rika'nın sandığından daha çok şey yapıyordu. En başta düşünüyordu. Çok yakında on altıncı yaşına gircekti. Yani yetişkin bir yıkım meleği olmanın ilk adımını atçaktı. Sonrasında ise çiziyordu. İnsanlara konuşarak ifade edemiyeceği şeyleri çizerek ifade etmeye çalışıyordu. Yinede anladıklarını sanmıyordu. Ayrıca Rika'nın onu izlediğinin farkındaydı. Ama o umrunda bile değildi. Ona göre arkasındaki boş bir gölgeydi.
Bugünde diğer günler gibiydi. Sıkıcı okul ortamından ve dırdırlardan sonra yine eve doğru yol almıştı.Rika yine onu izliyordu.Parkta yine her zamanki boş yerine oturmuştu. Hergün parka gelen kardeşler yine aynı yerlerindeydiler, oynuyorlardı. Suda parka her gün onları izlemeye gelirdi.Onları ilk gördüğünde yıkılmış kumdan kalelerini tamir ediyorlardı. Hallerinden eğlendikleri anlaşılıyordu. Suda birden arkasında bir çığlık duydu. "Bırak beniii..." Üç kişi Rika'nın etrafını sarmıştı. Birinin elinden kurtulmaya çalışıyordu. "Hadi ama direnme burda dikiliceğine gel bizimle eğlen." Ama hala direniyordu. "H-Hayır gelemem arkadaşımı bekliyorum." "Burda arkadaşını bekliyerek boş vakit harcıyorsun." Çocuğu bir şey durdurmuştu. herkez susmuştu. Suda
"Beklettiğim için özür dilerim Rika gidelim burdan hadi" diyerek Rika'yı kolundan tuttu. Deminki çocuk yine önlerini kesmişti. "Böyle kız başınıza nereye gidiyorsunuz? Sizi kaparlar böyle. Biz eşlik edelim." diyerek Suda'ya uzandı. Ama Suda ona dokunmasına izin vermeden bacak arasına tekmeyi basmıştı. Çocuk acıyla yerde kıvranırken, Rika'yı aralarından çekip koşmaya başlamışlardı. Arkadan seslerini duyuyordu. "Takeru, iyi misin?"
Rika artık yorulmuştu. Suda'yı durdurmak için kolundan çekmişti. Artık koşamıyordu. İkiside durmuş soluklanıyordu. Suda'nın da koşucak hali kalmamıştı. Derin derin nefes alıp veriyordu. Tam kendine gelmişken omuzuna bir el dokundu. "Yakaladım seni..." Bu deminki serseriydi. Diğerleride öteki taraftan geliyordu. Ama bu sefer altı kişi olmuşlardı. Onları iyice sıkıştırmışlardı. İki kişi Rika'nın kollarından yakalamıştı. Diğerleride Suda'yı tutmuştu. "Bu sefer yaramazlık yapmak yok." diyip arkadaşlarına işaret verdi. Suda ve Rika'yı zorla götürüyorlardı. Bütün çabaları boşaydı. Hala ilerliyorlardı. Suda'nın kolu ağrımaya başlamıştı. Çok sıkıydı.
Rika önde Suda ise arkada gidiyorlardı. Arkadan bir tıkırtı gelmişti. Serserilerden biri çığlık atmaya çalışıyordu ama nefesi yetmiyordu. Takeru arkasını döndüğünde iki kişi yerde yatıyordu. Bir diğeride duvara yapışmış boğazına yapışan elden kurtulmaya çalışıyordu. Bir yumruk savurmuştu ama işe yaramamıştı. Suda kolunu kıvırıp bu sefer onu duvara yüzüstü çevirmiş ve kafasını duvara çarpmıştı. Takeru arkadaşının kanlar içindeki suratıyla beraber yere yığılmakta olan bedenini dehşet içinde izliyordu. Diğer ikiside onu durdurmak için Rika'yı bırakıp Suda'ya saldırmaya başlamıştı. Rika ise ilk kez böyle bir sahneyle karşı karşıya kalıyordu. Korkudan donup kalmıştı. Suda serserileri tek tek yere yığıyordu. En sonuncusu arkadan saldırmaya çalışmıştı. Suda'yı gırtlağından yakalamıştı. Ama bu yeterli değildi. Kız elini ısırmıştı. Dişleri resmen derisini delip geçmişti. Akan kanını hissedebiliyordu. Acı içinde kızı bıraktı ve anında karnında bir yumruk hissetti. Gözleri iyice kararıyordu. Yere yapışan bedenini hissedebiliyordu. Ama kalkamıyordu. Suda, Takeru'ya dönmüştü. Takeru dehşet içindeydi. Karşısındaki kız bir kaç dakika içinde hepsini yere sermişti. En son ısırdığı serserinin kanı yüzüne bulaşmıştı. Ağzını koluna silmişti. Üstünde bir kaç kırmızı damla damlamıştı. Geriye bir tek serseri kalmıştı. Suda önündeki siyah gölgeye doğru yürüyordu. Gölge ise geri geri gidiyordu. Geriye dönüp kaçmaya çalışmıştı ama çok geçti. Boynunda ip gibi bir şey hisetmişti. Rika ise gravatı ile serserinin boynunu sarmış Suda'yı hala şaşkınlık içinde izliyordu. Suda, iyice doladığı gravatı ağzıyla tutup çocuğu ellerinden yakalamıştı. Bu seferde gravatıyla ellerini arkadan bağlamaya başlamıştı. Takeru korkudan bir tepki veremiyordu. Tüm eklemleri kasılmıştı sanki. Sırtında hissettiği acı bir tekmeyle yere yığıldı. Tekmeleri arka arkaya hissediyordu. Takeru son tekmede dayanamayıp tüm gücü ile bağırmıştı.En sonunda kesilmişti.Arkasını dönmeye çalıştı ama canı çok acıyordu.Sadece kafasını çevirebilmişti. O anda içindeki korkunun açıkça belli olduğu bir çift göz görmüştü.
Suda'nın gözleri kocaman açılmıştı ve dolmaya başlıyordu. Derin derin nefes alıp veriyordu. Kalbi sıkışıyordu. Etraftaki kırmızı damlalara bakarak "Bu-Bunu be-ben mi..?" Rika'yı kolundan tutup koşmaya başladı. Arkasındaki serserilerin iniltileri duyulabiliyordu. Kulağının içinde yankılanan bu sesten kurtulana kadar koştular. Durduklarında ise Rika, Suda'nın gözünden süzülen bir kaç damlayı görebiliyordu. Onu iyice süzmüştü. Üstündeki kan lekeleri gömleğine yayılmıştı. Tırnaklarının arasındada kan vardı. Muhtemelen serserilerden birinin yüzüne batırdığı sırada olmuştu.
"Şey... Ben..." Suda sımsıkı sıktığı elleriyle yürümeye başlamıştı. Rika önüne geçip onu durdurmuştu. Omuzlarından tutup "Suda iyimisin?" diye sordu. Yüzüyle karşı karşıya geldiğinde ise onun ağlamaya hazır olduğunu görebiliyordu. Ama Suda kendini tutmaya çalışıyordu. Gözleri doldukça ellerini daha da sıkıyordu. Rika'nın ellerini omuzlarından ittikten sonra "İyiyim" dedi. Yeniden yürümeye başlamıştı. "Ve artık beni izlemeyi kes!" deyip yoluna devam etmişti. Rika şaşırmıştı. "Ne yani bunca zamandır izlediğimi biliyor muydu?" Demin yaşadıkları gözünün önüne yeniden gelmişti. Suda hepsinin kanını akıtırken çok korkunçtu. Gözlerindeki umursamazlık o kanın akışını zevkle izlemesine izin veriyordu sanki. Ama sonra ne olmuştuda durmuştu? İçindeki ses "Bu sorunun cevabını bilmesekte olur" diyordu. Rika bu sefer bu sesi dinlemeye karar vermişti.(9.BÖLÜM SONU)


En son masumcadı tarafından Çarş. Ekim 22, 2008 2:14 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
dark36

avatar

Erkek Mesaj Sayısı : 52
Yaş : 27
Geldiği mekan : Dark Citadel
Meslek : Web Tasarım+Grafik anim zıvır bla
Hobileri : Müzik/Pc/
Kayıt tarihi : 02/03/08

MesajKonu: Geri: YIKIM MELEĞİ   Perş. Ekim 09, 2008 8:32 am

vay vat siteye 2 hafta girmiyoruz olanlar oluyo hepsini okudum güzel olmuş bayağı
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
masumcadı

avatar

Kadın Mesaj Sayısı : 178
Yaş : 24
Geldiği mekan : istanbul
Meslek : öğrenci
Hobileri : resim çizmek , manga ve kitap okumak , anime izlemek
Kayıt tarihi : 23/07/08

MesajKonu: Geri: YIKIM MELEĞİ   Perş. Ekim 09, 2008 2:27 pm

dark36 demiş ki:
vay vat siteye 2 hafta girmiyoruz olanlar oluyo hepsini okudum güzel olmuş bayağı

Teşekkür ederim ^^
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
MondeM

avatar

Kadın Mesaj Sayısı : 167
Yaş : 23
Geldiği mekan : İst.
Meslek : Öğr.
Hobileri : Net,Kitap vs..
Kayıt tarihi : 02/01/08

MesajKonu: Geri: YIKIM MELEĞİ   C.tesi Ekim 11, 2008 11:04 am

daha sonuncusunu okumadım ama
arkadaşlarıyla falan zoraki gidişi güzelmiş..
Artık Suda'yı gülerken görmek istediklerin komik bi hayvan ayaralarlar..Laughing

Açılış Müziğide yapmışız..(=
Süper geleceğin animesi her şeyi hazır..Wink
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
masumcadı

avatar

Kadın Mesaj Sayısı : 178
Yaş : 24
Geldiği mekan : istanbul
Meslek : öğrenci
Hobileri : resim çizmek , manga ve kitap okumak , anime izlemek
Kayıt tarihi : 23/07/08

MesajKonu: Geri: YIKIM MELEĞİ   C.tesi Ekim 11, 2008 2:07 pm

aslında tam olarak hazır değil geriye 3 şey kaldı
1. kapanış müziği
2. çizimleri
3. güzel bir son!!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
masumcadı

avatar

Kadın Mesaj Sayısı : 178
Yaş : 24
Geldiği mekan : istanbul
Meslek : öğrenci
Hobileri : resim çizmek , manga ve kitap okumak , anime izlemek
Kayıt tarihi : 23/07/08

MesajKonu: Geri: YIKIM MELEĞİ   C.tesi Ekim 18, 2008 6:01 pm

işte 10.bölüm (oyhh duygulandım böhüüü ) beyenirsiniz umarım

10.BÖLÜM
Suda sınıfa girdiğinde ses bir anda kesilmişti. Gözleriyle etrafı taradıktan sonra yerine geçti. Gözlerin onu izlediğini hissediyordu ve bu onu sinir ediyordu. Herkez işine dönmüştü. Kızlar Rika'nın etrafında toplanmış fısıldıyarak konusuyorlardı. Rika onlara dün olanları anlatıyordu. Diğerleri ise merakla dinliyordu. Kızlardan biri "Eee... sonra ne oldu?" diye atıldı. Rika "Sonra bana döndü 'Ve artık beni izlemeyi kes!' dedi." Kızlar şaşırmıştı. "Ne yani onu izlediğini biliyormuymuş?" Rika evet anlamında başını salladı. Tokui "Ben sana demiştim onu izleme diye." "Sen konusma! Bu fikri aklıma sokanda sendin." Konuşmaları yarım kalmıştı. Öğretmen gelmişti ve herkez yerine geçmişti. Ders tarihti. Suda yine dersi dinlemiyordu. Çünkü kendini bildi bileli hep aynı şeyleri tekrarlayıp duruyorlardı. Ayrıca onun aklında, dersten daha önemli bir düşünce vardı. Yarın on altıncı yaş günüydü. Bir insan için normal görünebilirdi. Ama Suda için on altıncı yaş çok anlam ifade ediyordu. Bu düşünce bütün gün aklından çıkmadı.
Eve geldiğinde sonbaharın ağır havasıyla süslenmiş minik cennetine huzur bulmaya gitti. Solmuş yaprakların arasından hışırdayarak geçti. Bir ağacın altına oturdu. Batmak üzere olan güneşin renklerini izledi. Aklında hala yarın vardı. Ayağını kendine doğru çekti ve başını dizlerine dayadı. Yarın neler olucağını düşünüyordu. Doğduğu saat geldiğinde tam on altı yaşında olcaktı. Sonra kalbinde bir şeyler alevlencekti. Yıkımın acısı bütün bedenini sarcaktı. Suda tüm hayatı boyunca cehennem azabındanda kötü olan bu acıya mahkum olacaktı. Kulakları tırmalayan çığlık sesleri, kana susamış bir ruh ve korkunç bir manzarayla uyanmak... Düşünmesi bile çok korkunçtu. Belki bunlar yarın gerçekleşmiyecekti. Belki susuzluk kendini yavaş yavaş göstercekti. Ama kesin olan bir şey vardı; yıkım yaklaşmıştı. Suda başını kaldırdı, kalemine sıkıca sarıldı. "Tsuki bana yardım et. Lütfen yanımdan ayrılma."
Kapı gıcırdamıştı. Taiyo Suda'nın yanına gelmişti. Neler hissettiğini çok iyi biliryordu. O da yıkımla ilk karşılıştığında böyle hissetmişti. Ama çabuk atlatmıştı; çünkü yıkımla zamanında karşılaşmıştı. Suda ise bu acıya zamanından önce şahit olmuştu.Bu durum nadiren karşılarına çıkardı ve genelde acıya dayanamıyan melek sonunda ölürdü. Yinede Suda'nın güçlü bir kişiliği vardı. Buna azda olsa dayanabilmişti. Ama onun üzerinde yarattığı etki çok ağırdı.Yarından sonra hiç bir şey eskisi gibi olmıyacaktı. Yetişkin bir melek olmanın ilk adımını atmış olacaktı ve korkusuyla yüzleşmek zorunda kalacaktı.
Taiyo, Suda'nın önüne çömeldi. Suda ona döndüğünde gözündeki endişeyi görebiliyordu. "Hava iyice karardı. Artık içeri gir." Suda içeri girmek istemiyordu. Kalbi sıkışıyor ve nefes alamıyordu. Ama annesinin dediği doğruydu. Akşam olmuştu. Yatma vakti yaklaşmıştı. "Keşke zamanı durdurbilseydim!" diye düşündü. Bunu yapamıyacağını biliyordu. Kalkıp üstünü çırptı ve içeri girdi. Taiyo arkasından bakıyordu. "Umarım sınavı geçmeyi başarır" dedi kendi kendine. Eğer geçemezse öleceğini biliyordu. Fakat yapabileceği hiç birşey yoktu. (10.BOLÜM SONU)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
MondeM

avatar

Kadın Mesaj Sayısı : 167
Yaş : 23
Geldiği mekan : İst.
Meslek : Öğr.
Hobileri : Net,Kitap vs..
Kayıt tarihi : 02/01/08

MesajKonu: Geri: YIKIM MELEĞİ   Salı Ekim 21, 2008 7:46 pm

9. bölüm neydi öyle yahh..vahşet..sevdim..
Anti-Rika'cımızda gelmiş oldu..
Ne o ya hemen her şeyi herkese yetiştirmek..

Hadi hadi yaş günüde gelsin ..
Sabırsızandım..Fazla bekletmezsin umarım masucadı(=
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
masumcadı

avatar

Kadın Mesaj Sayısı : 178
Yaş : 24
Geldiği mekan : istanbul
Meslek : öğrenci
Hobileri : resim çizmek , manga ve kitap okumak , anime izlemek
Kayıt tarihi : 23/07/08

MesajKonu: Geri: YIKIM MELEĞİ   Paz Ekim 26, 2008 12:08 pm

Sağol MondeM ciğim Biraz uzun oldu ama işte 11.bölüm Twisted Evil
(bu kadar yazıcağımı hiç düşünmemiştim hyuugalı )

11.BAŞLANGIÇ
Güneş ışıkları pencereden alaylı alaylı giriyordu. Sabah olmuştu. Suda gözlerini açtığında yarının olduğunu belirten alaycı ışıklara baktı.Yine sıkıcı bir okul günü olacaktı. Yataktan kalkarak saate baktı. '6:15' Daha çok erkendi. Ama aklına birden bugünün önemi geldi. Gerçeğin acımasızlığı tüm gücüyle kalbine saplanmıştı. "Ben bir yıkım meleğiyim" Yerinden kalkıp cennettine gitmişti. Hava serindi. Ama Suda hiç bir şey hissetmiyordu. Daha doğrusu içindeki acı onun hissetmesine izin vermiyordu. Ruhu yok olmuş gibiydi. Duygularında sessizlik vardı. Sanki kendini hayatı boyunca çekiceği acıya hazırlıyordu. Fakat ona göre bugünün asla gelmemesi gerekiyordu. Çünkü yıkımdan hoşlanmayan bir yıkım meleği olmazdı. Ama vardı işte. O yıkımdan nefret ediyordu. Bir kurtuluş yolu arıyordu, olmadığını bilerek.
Saat yedi olmuştu zaman çabuk ilerliyordu. Hazırlanması lazımdı. Okul vakti yaklaşmıştı. Suda ise yerinden kımıldamıyordu. Burdan başka bir yere gitmek istemiyordu. Dönüşümü bugün tamamlanırsa bir çok insana zarar verebilirdi. Yıkım melekleri bir gün ile bir ay içinde dönüşümünü tamamlardı. Sonunda yerinden kalktı "Bugün olmaz! Bugün güneşin batışını yeniden izleyeceğim." Aslında gerçeği kendiside biliyordu. Burda kalmakla hiç birşeyi engelleyemezdi. Ayrıca kendini kaybettiğinde zarar vereceği ilk kişi Sara olacaktı. Gidip hazırlandı. Taiyo arkasından bakıyordu. Bugün Suda'nın sınavı başlıyacaktı. Bir yıkım meleği ergenliğe adım atarken sınavdan geçerdi. Vücudunu saran azabı taşımalıydı. Çünkü onunla hayatı boyunca yaşıyacaktı. Bu sınavı geçemeyen melekler ise ruhunu kaybedip, kendini parçalayarak öldürüyordu. Bazıları ise çevresine zarar veriyordu. O zaman ise diğer melekler onu öldürmek zorunda kalıyordu. Acıya dayanamayan bir melek güçsüz sayılırdı ve ölümü hak ederdi. Bu durum ne kadar kötü görünsede onun için en iyi olanı buydu. Taiyo en yakın arkadaşını böyle kaybetmişti. Dönüşümleri tamamlandığında arkadaşı kendisini kontrol edememişti ve ona saldırmıştı. Taiyo canı acıdığı için kendini savunamıyordu. Azab güçsüz bedenine yayılmıştı. O anda suratına bir kaç damla damlamıştı. Sıcak ve kırmızı bir kaç damla. Biri arkadaşını öldürmüştü. Taiyo ilk kez onun kanının tadına bakmıştı. Bu hiç hoşuna gitmemişti. Bir kaç gün kendine gelememişti.Bundan hoşlanmamasına rağmen kanın kokusu ruhunu yavaşça sarmaya başlamıştı. Sevdiği her şey değişiyordu. Eskinden bir piano dokunusundan bile etkilenirken,şimdi öldürdüğü insanların çığlıklarını dinlemeyi seviyordu. Bazen bunun ne kadar acı verici olduğunu düşünüyordu. Ama yapıcak birşeyi yoktu. Hayatı boyunca bu böyle gidicekti. Bu Suda içinde geçerliydi. Yıkımı her ne kadar sevmesede, eğer sınıvı geçerse buna alışmalıydı. Alışmak zorundaydı.
Suda yolda yavaş adımlarla ilerliyordu. İnsanlar yanında konuşarak geçiyordu. Herkes biriyleydi. Suda parkın oraya geldiğinde birden durdu. Bir ses onu çağrıyordu. Parka doğru döndü ve izlemeye başladı. Uzaktan bakıldığında bomboş olan parkı izliyordu. Ama Suda orda başka bir şeye bakıyordu. Bir çift el kağıdın üzerinde hareket ediyordu. Birşeyler çiziyor gibiydi. Kalemi tanıdık gelmişti. Resimi bitirdikten sonra kalemini kulağının arkasına sıkıştırdı. "Suda, bak seni çizdim." Suda defteri tutan minik ellerin sahibine doğru baktı. Uzun zamandır görmediği bir yüzdü bu. İçinden birşeyler koparak minik kıza doğru koşmaya başladı. "Tsuki bak bende seni çizdim. Ama benimki olmadı." Tsuki çizdiği resimleri karşılaştırmıştı. "Hmm... O zaman bizde resimleri değişiriz." Suda uzaktan boş parkı seyre dalmıştı. Birden biri omuzlarından tuttu. "Böö..." Suda kafasını çevirdiğinde Tokui ile yüzyüze geldi. "Burada yalnız napıyorsun bakıyım? Yoksa..." Tokui duraklamıştı. Suda dolmuş gözlerini siliyordu. Sonra ona bakarak "Hiç birşey." diyip yoluna devam etti. Tokui bu ifadesiz sandığı kızın bugünlerde değişik pek çok halini görmüştü. Ama ağladığını ilk kez görüyodu. Suda hızlanmıştı. Ağlamaktan nefter ediyordu. Ne zaman gözleri dolsa ellerini sıkıyordu. Bu sefer daha sert sıkmıştı. Tırnakları avucuna batıyordu. "Ağlayan ben olmamalıyım" dedi kendi kendine. Tsuki ne zaman ağlasa onunla dalga geçerdi. "Çok zayıfsın Tsuki. Resimlerini beğensemde, seni ağlarken görünce iyiki yerinde değilim diyorum." "Bu-Bu seni ilgilendirmez. Ben duygularımı ifade edebiliyorum en azından. Yinede senin gibi güçlü olmayı isterdim."Gülüşmeye başlamışlardı. "Eğer seni ağlarken görürsen bir daha resim çizmiyeceğim."
Gün oldukça yavaş geçiyordu. Bugün herşey Suda ile alay ediyordu. Zaman, hayaller ve anılar... Kafayı yiyecek gibi hissediyordu. Öğretmenin sesini duyamıyordu. Birşeyler söleyip yazıyordu. Aklı tamamen uçmuştu. Kimin ne yaptığını anlamakta güçlük çekmeye başlamıştı. Her fısıltıda başı daha da ağrımaya başlamıştı. Kafasının içindeki uğultular düşüncelerinin karışmasına neden oluyordu. Ağrı yavaş yavaş aşağılara doğru inmeye başlamıştı ve en sonunda kalbine ulaşmıştı. Ellerini kalbine götürdü ve başını sıraya yasladı.Canı gittikçe daha çok yanıyordu. Kalbi nefes almasını engelleyen bir fazlalık gibiydi. Onu yerinden söküp kurtulmak istiyordu. Biraz daha daynması lazımdı. Zilin çalmasına az kalmıştı. Ama zaman bir türlü ilerlemiyordu. Geriye kalan bir kaç dakika onunlar oyun oynuyordu. Etrafındaki gölgeler ona gülmeye başlamıştı bile. Uzak biyerden zilin sesi duyuldu. Suda kendini kaybetmeden sınıftan çıkması gerektiğinin farkındaydı. Koşarak bahçeye indi. Burda da gölgeler vardı. Sınıftan uzaklaşmak yetmemişti, okuldan kaçması gerekiyordu. İnsanlardan uzak bir yere gitmek istiyordu. Fısıltıları duymayacağı bir yere. Ağaçların arasındaki banklardan birine oturdu.Kalbi dahada acıyordu. Hayatı boyunca taşıyacağı lanet bedenine yazılmaya başlamıştı. Göğsünün yanmasından bunu anlaması hiç de zor değildi. Oturduğu yerde okuldan kaçmak için plan kurmaya başladı. Daha ne kadar dayanacağını bilmiyordu. Aklına hiç birşey gelmiyordu. Birden bir fikir bulmuştu. Ama vazgeçti. Kapıdaki güvenliği öldürmeyi düşünmüştü. "Acıdan neler düşünüyorum" dedi kendi kendine. Başka bir yol bulmalıydı. Kendini zorluyordu. Buna daha fazla dayanamıyordu. Etrafı kararıyordu. İçinde birşeyler değişiyordu. Dönüşümü başlamıştı. Arkadan yaklaşan birinin ayak seslerini duyuyordu. Kalbinin olduğu yeri daha da sıkmıştı. Tırnaklarının battığını hissede biliyordu. "Şimdi dönüşemem!!" Birden acısı kesilmişti. Hiçbirşey hissetmiyordu. Arkasından gelen kişi ona sesleniyordu. "Suda. Sen... Hayırr."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
dark36

avatar

Erkek Mesaj Sayısı : 52
Yaş : 27
Geldiği mekan : Dark Citadel
Meslek : Web Tasarım+Grafik anim zıvır bla
Hobileri : Müzik/Pc/
Kayıt tarihi : 02/03/08

MesajKonu: Geri: YIKIM MELEĞİ   Paz Kas. 09, 2008 1:01 pm

Vıyy devam ettir bence yaza yaza güzelleşir iyice
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Sponsored content




MesajKonu: Geri: YIKIM MELEĞİ   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
YIKIM MELEĞİ
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
3 sayfadaki 3 sayfasıSayfaya git : Önceki  1, 2, 3
 Similar topics
-
» Angel de la Noche (Gecenin Meleği)

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Naruto Fan TR :: Diğer :: Fanfiction-Cosplay-
Buraya geçin: